Cuma, 29 Nisan 2011 04:41

Osmanlı Türkçesi dersleri üzerine

28 Nisan 2011, 07:51

Osmanlı Türkçesi dersleri üzerine
İsmail Hakkı Avcı
LİSELERİMİZE ‘Osmanlı Türkçesi’ dersinin konulması hususu—çok geç kalınmış olmakla beraber,—yerinde ve lüzumlu bir ihtiyaçtır. Eğer kasıt yoksa,—bu zarurî hizmetten—öğretmen bulunamayacağı bahanesiyle vazgeçilmesi abes bir gerekçe ve geçersiz bir mazerettir.
Zira; İlâhiyat Fakülteleri, Edebiyat Fakültelerinin Tarih, Türkoloji, v.s. bölümü mezunları bu ders için hazır ve yetişmiş elemanlardır. Bunlar fakültelerinde bu dersi görmüşler ve muvaffak olup vizelerini alarak sertifika sahibi olmuşlardır. Onun için Osmanlı Türkçesi dersine ihtiyaç duyulan eleman bu çeşit öğretmenlerle pekâla karşılanabilir. Buna, başka branşlardan olup da eskimeyen bu Türkçe lisanımızı bilen öğretmenlerimiz ilâve edilebilir.
Hâl-i hazırda okullarımızda yabancı dil öğretmenleri tam olarak karşılanamadığından —pek azı istisna—bilhassa İngilizce dersleri hep açık geçmektedir. Böyle olduğu halde bu yabancı dersler müfredattan kaldırılıyor mu? Boş geçse de asıl ders olarak programlardaki yerlerini korumaktadırlar. Halbuki, Osmanlıca denilen Osmanlı Türkçesi, yabancı bir dil olmadığı gibi kültür, medeniyet, edebiyat, tarih ve sosyal bir lisanımızdır. Eskimeyen Osmanlı Türkçe’sinin bir yabancı dil kadar da mı değeri ve ehemmiyeti yoktur? Nasıl ki, İngilizce dersi boş geçiyor diye bu dersten vazgeçilmiyorsa, müfredata konulacak Osmanlı Türkçesi dersi de bir parça boş geçiversin. Kaldı ki, yukarıda bahsettiğimiz v.b. fakülte mezunları ve başka  bilen öğretmen ve belleticiler bu açığı kapatacaklardır.
Piyasada eskimeyen bu Osmanlı Türkçemizi öğreten pek çok kitap da mevcuttur. Bunlardan da faydalanarak öğreticiler, en azından Osmanlı Türkçesi’nin temelini belletebilirler. Geliştirilmesi öğrencinin kabiliyetine ve çalışmasına kalır. Zaten diğer dersler için de bu böyle değil midir?
Sonra Osmanlıca bilenler, bu malûmatlarını—husûsî meşguliyetleri yoksa—değerlendirememektedirler. Osmanlı Türkçesi derslerinin okullarımıza konulması bu hazır elemanlara imkân verecektir. Âtıl kalan bilgiler ve mevcut kapasite aktif hale gelecek, âdeta üretime geçilecektir. Günümüzde artık Osmanlıca bilenlerin var olmadığı zannı ve bahanesiyle bu değer ve malzemenin değerlendirilememesi kayıp ve üzüntü verici bir husustur. Bu dersin konulmasıyla çok şey kazanılıp halledilmiş olacaktır.
Yine yabancı dil dersleri—bilhassa İngilizce—çoğu okulumuzda öğretmen azlığı sebebiyle açık geçmesinden, ek ders olarak İngilizce derslerine çok girmişimdir. (Tabiî branş öğretmenleri kadar olmasa da hakkını vermeye çalışmışımdır.) Aynı şekilde tarih öğretmeni olmam hasebiyle müfredata alınacak Osmanlı Türkçesi dersine de girmem, pekâla daha da mümkündür.
Dolayısıyla bu ders konulduğunda boş ve açık geçecek endişesine mahal olmadığı açıktır.
Osmanlı Türkçesi dersinin okullarımıza konulmasının, gayet lüzumlu olduğuna inancımız tamdır. Meselâ; T.C. İnkılâp Tarihi dersinde "harf inkılâbı" konusu işlenirken, kaldırılan yazının ne olduğunu öğrencilerimiz bilememektedirler. Nasıl bir dil olduğunu da bir türlü anlatamıyoruz veya anlamıyorlar. Ders kitabında örnek olarak verilen veya o zaman söylenen bir sözün orijinalinde geçen kelime ve cümleleri asıl harfleriyle söylediğimizde  veya yazdığımızda—kelimelerin çoğunun Türkçe ve anlaşılır olmasından—şaşırmakta ve inanamamaktadırlar. Sanki, anlaşılmaz bir dil veya Arapça olduğunu sanmaktadırlar.
Yine dersimizin adı olan ‘inkılâp’ kelimesini öğrencilerimiz doğru olarak ifâde edememektedirler. Çoğu, kelimenin dördüncü harfini ‘ i ‘ olarak telâffuz etmektedirler. Bu da kelimenin başka mânâlara gelmesine sebep olmaktadır. Osmanlıca bilgisi olmuş olsaydı;  'inkılâp‘ kelimesini yazarken veya okurken, ‘ı‘ veya ‘i‘ sesini veren harfin kaf’la mı yoksa kef’le mi yazılacağı veya okunacağı bilinir, hata yapılmazdı. Daha pek çok benzeri misaller vermemiz mümkündür. 
İşte ‘eski yazı’ denilen eskimeyen Osmanlıca’nın, Türkçemizin Arap harfleriyle (alfabesiyle) yazılmış şekli olduğunu öğrencilerimize anlatabilmemiz ve kelimeleri telâffuzda hata yapmamamız ve bilhassa kültür kaynağı olan eski eserlerimize yaklaşabilmemiz için bu ders çok lüzumlu ve  lâzımdır. Hem Osmanlı Türkçemizi aslî harfleriyle yazıp okumak sanıldığı veya gösterilmek istendiği kadar zor değil, bilâkis çok kolaydır. Ve az zamanda öğrenilebilmektedir. En başta, Arapça ve Farsça’dan gelen kelime ve terkipler hariç aslı Türkçe olan ata dilimizdir.
 Hâlâ bu dersin, özellikle liselerimizde okutulmasından kaçınılması, lüzumsuz ve faydasızdır. Her geçen gün kayıptır, ziyandır, vesselâm.