YILLAR

 

              İnsanı saran, çevreleyen zamân; zamânın insan ömrüne göre bölünen dilimleri: yıllar! Bir kısmı geçmişte, bir kısmı gelecekte; kimi sisli, kimi berrâk; mütebessim, müteellim; hayâller, inkisâr-ı hayâller...

            Yıllar: sevimli, günâhsız, tatlı... Yıllar: şaşkın, kararsız, mütecessis... Yıllar: güvenli, azimli, tuttuğunu koparır... Yıllar: olgun, müsâmahakâr, ölçülü... Yıllar: tahassür, muhâsebe, pişmanlık... Yıllar: mâzî, mâzî, mâzî...

            Her biri bize bir şeyler getiren; her biri bizden bir şeyler götüren...  Geçmişte dün gibi, sür’atli; gelecekte uzak, gelmek bilmez... Bu koskoca hüsrân ağacının tohumu mâzîde ufacık bir hatâ... Hayretmeyen pişmanlıklar, pişmân etmeyen hayırlar... Kırgınlıklar, muhabbetler; nefretler, sevgiler; düşmanlıklar, dostluklar: dört nala giden yıllar...

            Öğrenişler, tecrübeler; kaybedişler, arayışlar; bekleyişler, buluşmalar; ayrılıklar, kavuşmalar; düşüşler, kalkışlar; hakàretler, alkışlar; hastalıklar, iyilikler; kederler, sevinçler; ağlayışlar, gülüşler; doğumlar, ölümlerle yüklü yıllar...

            Yıllar: gafletle geçen. Yıllar: milim milim ölçülen. Yıllar: isyân, günah, çirkinlik, şer, sapıklık dolu. Yıllar: itâat, sevap, güzellik, hayır, hidâyet yolu...

            Dursun deyip durduramadığımız, geçsin deyip bitiremediğimiz yıllar. Saâdetlerin ânî, zevklerin fânî olduğu akan yıllar, yakan yıllar...

            Kıymetini bilenleri kıymetlendiren; ağlayanları güldüren; saatlerde, takvimlerde, ömürlerde çeviren, döndüren, öldüren yıllar...

            Çölleri vâha, kıraçları orman, çukurları göl, vîrâneleri mâmûre, metrûk harâbeleri meskûn, mütereddî kavimleri umrânın zirvesinde, hakirleri izzetli, mağlûpları gàlip, makhûrları haşmet ve azametli, esirleri müstevlî, zayıfları kavî, ihtiyarları genç, ölüleri hayâtdâr gören yıllar...

            Nokta nokta, harf harf levh-i mahfûzda kayıtlı yıllar... Hesâbı görülecek yıllar, defteri dürülecek yıllar...

 

Ekrem KILIÇ