Cuma, 07 Kasım 2008 20:04

 

OSMANLICA'YA DÂİR 

Bilâl Tunç

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 

Kur’ân ve Îmân Hizmetkârları, hele hele Hizmette kıdem kesbetmişlerimiz, Kur’ân-ı Kerîm'imizi aslî yazısından okuyamıyorsak, hâlâ Risâle metinlerinde geçen âyetleri kem-kümle ve meâllerini okuyup geçiştiriyorsak bir yerlerde çok büyük eksikliklerimiz var demektir.. Kur’ân’dan hemen sonra, Osmanlıca öğrenmek Nûr Şâkirdlerinin şiârı olmalı değil midir? 

Aşağıda, mevzûun önemine dâir; başta Risâle-i Nûr Külliyâtı olmak üzere, ba’zı otoritelerin görüşlerine yer verilmiştir:

 

“Hazret-i Ali (r.a.), hurûf-u ecnebîyi İslâmlar içinde cebren kabûl ettirmek hâdisesi ile ulemâü’s-sû’un bid’alara yardımlarından teessüfle bahsedip, bu iki hâdise ortasında irşâdkârâne ba’zılarından bahsediyor ki, o Sekîne olan İsm-i A’zam’la ecnebî hurûfuna karşı mukàbele ediyor. Ve hem ulemâü’s-sûa muhâlefet ediyor. İşte bu zamanda o adamların Risâle-i Nûr Şâkirdleri ve Nâşirleri oldukları şüphesizdir. Çünki, onlardır ki, Hatt-ı Kur’ân’ı muhâfaza ediyorlar ve bid’akâr bir kısım ulemâlara karşı da mukàvemet ediyorlar.”

LEM'ALAR
*****

“Osmanlı Türkçesi; Türklerin yüzyıllar boyunca geliştirdikleri özgün bir dildir. Arapçadan da Farsçadan da yararlanmış ama ikisi de olmamış; yeni Türk kuşakları Osmanlı Türkçesini anlayabilmelidir ki, gelecekle geçmiş arasındaki köprüyü sağlam kurabilsinler.”
Attila İLHAN 
***** 
 
“Bugün Türkiye’de bir münevverin Osmanlıca okumayı bilmesi lâzım. Atla deve değil.
Osmanlıca öyle Fransızca ve Rusça gibi ayrı dil olarak anlaşılamaz, Arap harfleriyle yazılan bir Türkçedir. Her dil asırdan asıra bazı değişiklikler geçirir ama bu durum ayrı bir dilden söz etmeyi gerektirmez. Nihâyet anneannemizle dedemizin mektuplaşma dilidir."
İlber ORTAYLI
***** 
 
“Türkiye'de entelektüelliğin şartı Osmanlıca bilmektir. Bizde kendi kültürünü bilmez, İngilizceden okumaya çalışır. Batı'yı bilmez sadece kafa çekip ahkâm keser.
Ben şunu söylüyorum: Türkiye'de Osmanlıca bilmeyen entelektüeller câhildir. 1928 öncesi yazılmış şeyleri okuyamıyorsanız eğer, hiç 'okur-yazarım' diye geçinmeyin. Bugün bir İngiliz entelektüeli Shakespeare'i, Shelly'yi okur, bilir. Bizimkiler Nedîm'i, Fuzûlî’yi anlamaz, Şeyh Gàlib'i utanmadan İngilizcesinden okurlar. Birçok târih kitabı hâlâ Osmanlıcadır bizde. Kendi kültürünü bilmeyen entelektüel olamaz.”
Murat BARDAKÇI 
*****
  
"Yeryüzünde millî kütüphânelerindeki eserlerin dilini ve harflerini bilmeyen, bunları okumaktan âciz bir tek millet var mıdır? Târihinden edebiyâtından, ilmî, felsefî ve dînî eserlerinden, millî kültür hazînelerinden haberi olmayan birmiletin bir toprak parçasında rastgele toplanmış bir kuru kalabalıktan farkı nedir?
Avrupalılar okullarında Shakesper’e, Milton’a, Schiller’e, Voltaire’e dâir bilgi verirken talebeye bu yazarların okul kütüphânesindeki eserleri de okutulur. Bir kitabın bir parçası değil, tamâmı okutulur. Bugün yirmi yaşlarında bir Türk genci Nâimâ’yı, Fuzûlî’yi, Cevdet Paşa târihini orjinalinden okuyamaz. Yeni yazıya çevirisini okusa da anlayamaz. Bu tâlihsiz delikanlı için Bâkî’nin o muhteşem “Mersiye”si, Gàlib’in o enfes “Hüsn ü Aşk”ı, Hâmid’in “Târık Bin Ziyâd”ı simsiyah karanlıklara batmış muazzam âbidelerdir. O zavallıcık bu eserlerin arasında, İstanbul’un göklere fırlayan târîhî eserleri arasında iki gözü kör dolaşan bir turist gibi gezip durur. Kendi târîhini, atasını, dilini, edebiyâtını bilmez ve sevmez. Yâni kendini bilmez ve sevmez.”
Peyami SAFA
 *****

COŞKUN ARAL'IN HARF DEVRİMİ İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ:
http://www.youtube.com/watch?v=tH1xVhJi3uQ
http://www.youtube.com/watch?v=eAqXTCgkfIs 

MUSTAFA ARMAĞAN:
http://www.youtube.com/watch?v=Vi2zYThH0jw