Pazartesi, 10 Kasım 2008 

 

TÜRKÇE BAYRAM MI EDİYOR... ?

Bilâl TUNÇ This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 

   Yeni Asya'nın “BİR YUDUM EDEBİYAT” köşesi yazarı Habib FİDAN ’ın 06.10.2008 târihli “Türkçe bayram ediyor...” yazısı oldukça dikkatimi çekti.
 
   Yazarın, Türkçe'nin tahrîbâtı ve şu andaki perîşan durumu hakkındaki görüş ve tesbitlerine katılıyorum. Kullandığı bâzı uydurukça kelimeleri de anlayışla karşılıyorum. Vaktiyle dil mevzûunda bizlere kılavuzluk yapan nice devedişi muhâfazakâr yazarlarımızın bugünkü durumlarını görünce zâten gençlere söyleyecek sözümüz kalmıyor. Ancak bâzı yerleri anlamakta zorluk çekiyorum. Yoksa ben mi anlama özürlüyüm?.. Yâhud iki ayrı TDK var da haberimiz mi yok?..
    Meselâ; “Her ne kadar Türk Dil Kurumu ve dahi Türk dili ile ilgili diğer kurumlar Türkçe’nin
gelişmesi için kayda değer çalışmalar yapsalar da …”
cümlesinden ne anlamamız lâzım?.. “diğer kurumlar” ile; bâzı husûsî müesseseler ve bâzı akademisyen ve yazarlar kastediliyorsa tamam ama TDK ve diğer resmî kurumlar hangi kayda değer çalışmayı yapmışlar Allah aşkına? Zâten dilimizi kötürüm eden, kurbağa diline çeviren bu resmî kurumlar değil mi? TDK ile Türk diline hizmeti berâber düşünmek nasıl mümkün olabiliyor, hayretteyim!.
 
     İlkokulda okuduğum 1950’li yıllarda “ ^ ” işâreti kullanılıyordu. Sonra kaç def’a kaldırıldı yeniden konuldu hatırlamıyorum. Örneklendireyim:
 
    Elimde yedi sene ara ile basılmış iki tâne TDK imlâ kılavuzu var. Afvedersiniz, biri “Yazım Kılavuzu” imiş!.
 
TDK YENİ YAZIM KILAVUZU,1981’den:

“1)
Arapça, Farsça kökenli sözcüklerde /l/ ünsüzünden sonra gelen /a/ ve /u/ ünlüleri üzerinden düzeltme imi kaldırılmıştır:
selam, lakin, lazım, billur gibi.”
“2) Eski “nispet i”si ile yazılan sözcüklerden bu im kaldırılmıştır:
milli, siyasi, insani, iktisadi… gibi.”
Emriniz olur pasam, kaldıralım(!).

Ayni kelimelerin 7 sene sonra “TDK İMLÂ KILAVUZU,1988”deki yazılışları:

“1) selâm, lâkin, lâzım, billûr, ..”
“2) millî, siyasî, insanî, iktisadî, ..”
 
    Millet kapıkulunuz, milletin dili yaz-bozunuz.. Tohumuna para mı verdiniz.. Ferman
sultânımızındır(!)..
    Geldi şapka, gitti şapka, geldi şapka, gitti şapka, .. Gene geldi şapka!..

    -Ne oluyor?..

    -TDK, Türkçe’nin gelişmesi için kayda değer çalışmalar yapıyor(!)...

     Yazarımız, bir TDK kuralının uygulanmamasından da hayli muzdarip olmuş.. Buyuruyor ki; (Sonu sert ünsüzle bittiği hâlde, “-de” ekini neden “-te”ye dönüştürmezler, akıl sır erdirmek mümkün değil. Söz gelimi, “Selçuk’ta” doğru iken, ısrarla “Selçuk’da” yazılır.)

     Onlar kimlerse gerçekten fevkal’âde ayıp ediyorlar(!). Değerli yazarımızı üzme cesâretini nereden buluyorlar?(!).. Böyle yazar kolay mı yetişiyor?(!).. Birkaçını hemen sallandırmalı bence(!)..

 
    TDK kurallarına göre – yanlış biliyorsam Habib Bey düzeltsin lutfen - kelime sonları sert ünsüzle bitiyor, “Habip”te olduğu gibi. Hâlbuki yazarımız isminin sonunu yumuşak ünsüzle bitirmiş; “Habib”.. Şaşırdım!
    Sözlerimi, yazarın bitiş cümlesi ile bitiriyorum: “Ne diyelim, Allah, Türk Dil Kurumu’na yardım etsin…”.
     Lâf aramızda, hakîkaten adamların durumları çok vahîm hattâ vahîm ötesi(!).. “Of, öldüm..(!)” feryadlarını tâ buralardan duyar gibiyim...