Cuma, 15 Ocak 2010 
 
Molla Saîd-i Meşhûr'un Kürdler'e Bir Mektûbu 

 
 alt
alt
 
 
                                                                           
İttihâd ve Terakkī Gazetesinin 10 Şa'bân 1326 / 24 Ağustos 1324 / 6 Eylül 1908 ve 14 sayılı nüshasında neşredilen mektûbu, bil'âhare az değişikliklerle "NUTUK" isimli eserde de yayınlanmıştır. 

Bilâl Tunç, Özgür İzzet Pektaş, Yusuf Seydâ Tunç

  
 
Kürd eşrâf ve mu’teberânından Molla Saîd-i Meşhûr tarafından ulemâ ve meşâyih ve rüesâ ve efrâd-ı Ekrâd’a hitâben yazılan mektûbudur
 
Ey verese-i Enbiyâ olan ulemâ ve meşâyih-i Ekrâd! Merkezde olduğum içün size tenbîh ediyorum.
Şöyle ki:

Bu zamân-ı âhirde fikr-i istibdâdın sehâb-i muzlimi İslâmiyyet’in ulviyyet ve husn-i hakîkîsini setr etmiş idi. Hattâ âdetâ İslâmiyet ecnebîlerin nazarında mâni’-i terakkî ve adâlet ve hürriyyet gibi telakkî olunuyordu. Hâşâ sümme hâşâ!... Zîrâ sadr-ı evvelin hürriyyet ve müsâvât ve adâleti bürhân- bâhirdir ki, Şerîat-i Garrâ hürriyyet ve adâlet ve müsâvâtın cemî’ revâbıt ve levâzımını câmi’dir. Çünki Şerîat Kelâm-ı Ezelîden geldiğinden ebede gidecekdir.. Binâen aleyh nasıl ki, enbiyâ vahy ile kavâidi te’sîs ve müctehidîn de ictihâd ile ahkâmı istinbât etmişler, siz de ilcâât-i zamâna o ahkâm-ı âdileyi tevfîk ve tatbîk idiniz..

Ey şecâat-nihâd rüesâ-yi Ekrâd!
Şimdiye kadar Pâdişâha iktidâ etdiniz fakat milletin vahşetinden dolayı tedennî ve inkırâzın mahkûmu olan kuvvet ve cebri milletde isti’mâle luzûm gördünüz! Şimdi de Pâdişâh imâmdır iktidâ ediniz. Zîrâ o ömr-i ebedîye mazhar olan ma’rifet-i adâlet ile milletini idâre edecek.. Siz de öyle yapınız.. Kuvvet ve şiddet yerine akıl ve zekâyı isti’mâl ediniz. Tâki, necât bulasınız! Çünki, hâkim bir ferd değil ki, aldatmak mümkin olsun.. Şimdi hâkim ittihâd-ı milletdeki efkâr-ı umûmîdir. Buna karşı hıyle, terki hıyle ve doğruluktur… Hâsıl- kelâm Efendimiz o kadar haşmetli ağalık kürkünü sündüs-i adâlet ve merhamete tebdîl etmiş! Siz de o eski ağalık abâsı yerine hulle-i adâleti ve riyâset-i âdilâneyi giyiniz!
Ey bağlı arslanlar gibi olan efrâd-ı Ekrâd!. Şimdiye kadar iki sûretle esîr idiniz.. Biri hükûmet-i müstebidenin tekâlîf-i zâlimânesi! Biri de ba’zı zâlimlerin gasb ve tecâvüzâtıyle… Şimdi bu inkılâb-ı azîmden sonra azâdesiniz!. Her biriniz âleminizde hukk-ı ibâda tecâvüzü men’ etmek şartıyle ve hükûmet-i âdileye itâat sûretiyle hürsünüz. Bunu muhâfaza etmek içün ellerinizden geldiği kadar bu ittihâd-ı millete her cihetle hizmet ve ebnâ-yi vatanın muhâfaza-i hukùkuna himmet ve gayret ediniz. Zîrâ bizim ve belki umûm Millet-i İslâm’ın ve mutlak Osmanlılar’ın necât ve hayâtı bu ittihâd-ı milletle kàimdir.
Ey umûm Ekrâd!...
Müteyakkız olunuz! Tâ ki efkâr-ı fâside sâhibi sizin iftirâk-ı kulûbünüzden istifâde etmesin..Ve bu şanlı olan ittihâd-ı millete bir fesâd-ı illet vermesin. Çünki o vakit bütün millet ve İslâmiyyet sizden da’vâcı olacak! Bu ihtilâf keşmâkeşini zamânın tokadını yemeden terk ediniz. Zîrâ necât ve selâmet ittihâd-ı efkârdadır. Biz muvahhidiz. Tevhîd-i efkâra ve ittihâd-ı kulûbe mevzufuz.
Bunu da muhakkak biliniz ki; her tarafa hücûm eden medeniyyete karşı vahşet muhâfaza edilemiyecektir. Sizden beklediğim nokta, Kürdlük’ün nâmûs ve haysiyetini muhâfaza ve yiğit ve kahraman olan Arnavudlar’a iktidâ ediniz! Bu da adâlet, musâvât ve uhuvvete hizmetle olur. Yaşasun Şerîat-i Garrâ! Yaşasun adâlet-i İlâhiyye!. Yaşasun şecâat-i mücesseme olan askerlerimiz!.. Yaşasun satvet-i muşahhasa olan ordularımız! Yaşasun Halîfe-i Peygamber!.. Yaşasun akıl ve hamiyyet-i mücesseme olan cem’ıyyet-i milliyyemiz! Yaşasun bütün Osmanlılar!