Çarşamba, 24 Ekim 2012 12:59
 
Bedîüzzaman / M. Kemâl Görüşmesinin 90. Yıldönümü
 
 
Bedîüzzamân Muhammed Saîd Nursî (1) Hazretleri’nin Meclis’i ziyâret târîhini ve kendisine alkışlar eşliğinde beyân-ı hôş-âmedî yapıldığını 9 Kasım 1922 târihli TBMM Zabıt Cerîdesi’nden öğrenebiliyoruz:
 
"Ulemâdan Bedîüzzaman Saîd Efendi Hazretlerine beyân-ı hôş-âmedî
Reis:
"Efendim, Bitlis Meb’ûsu Ârif Bey'le rüfekāsının takrîri var:
"Riyâset-i Celîle'ye,
"Vilâyât-ı Şarkıyye ulemâ-yı benâmından olub Anadolu gāzîlerini ve Meclis-i Âlî'yi ziyâret etmek üzere İstanbul'dan buraya gelerek sâmiîn locasında bulunan Bedîüzzaman Molla Saîd Efendi Hazretlerine hôş-âme­di edilmesini teklif eyleriz.
"Bitlis - Ârif, Bitlis - Derviş, Muş - Kāsım, Muş - (okunamadı), Siird - Sâlih, Bitlis - Resul, Ergani - Hakkı"
(Alkışlar)
Râsih Efendi (Antalya): "Kürsüye teşriflerini ve duâ etmelerini ken­dilerinden ricâ ederiz." (BTBSN-2006, s.263)

Meclis ziyâretini 10 Kasım 1922 günkü Hâkimiyyet-i Milliyye gazetesi de benzer şekilde veriyor:
 
"Vilâyât-i Şarkıyye ulemây-ı benâmından olub  Anadolu gāzîlerini ve Meclis-i Âlî’yi ziyâret etmek üzere İstanbul'dan buraya gelen ve sâmiîn locasında bulunan Bedîüzzaman Molla Saîd Efendi Hazretlerine beyân-ı hôş-âmedî edilmesi hakkındaki Bitlis Meb’ûsu Ârif Bey ve rüfekāsının takrîri alkışlar arasından kırâat olundu." (BTBSN-2006, s.260)
 
Ankara’ya gelişinin kesin târîhine ise resmî kayıtlarda en azından şimdilik rastlayamıyoruz..
 
Kendisi, sâdece yılını vermekle yetiniyor:
 
1338[1922]’de Ankara’ya gittim. İslâm Ordusunun Yunan’a galebesinden neş’e alan ehl-i îmânın kuvvetli efkârı içinde, gāyet müdhiş bir zındıka fikri, içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için dessâsâne çalıştığını gördüm. "Eyvâh," dedim, "Bu ejderhâ îmânın erkânına ilişecek!"(2)
 
N. Şahiner, BTBSN-2006’da (s. 258); rivâyete dayalı bir târih veriyor ama belge desteği yok:
 
“1922 yılı Kurban Bayramından bir hafta kadar evvel trenle Ankara’ya gider. İstasyonda kalabalık bir halk topluluğu ve milletvekilleri tarafından karşılanır. Zamanın Siverek Milletvekili Yüzbaşı Abdülgani Ensari ile Bediüzzaman arasında o günlere ait şöyle bir lâtife cereyan eder:
“3 Temmuz 1922 Perşembe günü Kurban Bayramı arefesinde [*] Bediüzzaman, Ensari’ye: ‘Ensari! Yarın Said’in başını kesecekler’ der.
“Ensari de bu cümledeki inceliği ve tevriyeyi anlayamaz ve ‘Nasıl olur efendim?’ diye telâş eder.
“Bediüzzaman bu lâtifeyi o­na şu şekilde izah eder: ‘Said kelimesinden ‘sin’ harfi kaldırılsa, yani baş harfi olan ‘sin’ kesilirse, geriye ‘iyd’ kalır ki, o da bayram demektir. Yarın kurban bayramıdır.”
 
MTH-1998’de (s. 537) Belge veriliyor fakat bu belge doğru tesbit için yetersiz:

“Ankara'ya varış tarihini belgeleyen meclis ceridesinin C: 24 sahife 457 ve Rumi 9 Teşrin-i Sani 1338-Miladi 22 Kasım 1922 [**] tarihli yevmiye tutanağıdır.”
 
Yukarıda zikredilen kaynaklardan Bedîüzzamân Saîd Nursî Hazretleri’in Ankara’ya kesin geliş gününü öğrenemediğimiz gibi M. Kemâl’e mektup yazdığını, bu mektûb ve hemen akabindeki görüşme târîhlerini de öğrenemiyoruz.. İki sene kadar evvel gün yüzüne çıkan belgeler olmasaydı hâlen de bilmiyor olacaktık..
 
Hatırlayalım.. 4 Ocak 2011 târihli HaberTürk’de Güntay Şimşek’in, Bedîüzzamân’ın M. Kemâl’e yazdığı Mektûbun muhteviyâtı ve târîhi (3) haberi yayınlanırken ayni gün HaberTürk ekranlarından da târihçi Mustafa Armağan tarafından mezkûr mektûbu da te’yid eden bir başka Belge efkâr-ı âmmeye duyuruluyordu.. Bu, Bedîüzzamân – M. Kemâl Görüşmesi şâhidlerinden I. ve II. Dönem Karahisâr-ı Şarkī Meb’ûsu Ali Sürûrî TÖNÜK’ün Hâtıra Defteri idi..(4)
 
Ali Sürûrî TÖNÜK’ün Hâtıra Defterini yayına hazırlayan Elyazması ve Nâdir Eserler Uzmanı Dr. Niyazi Ünver’den nakledildiği anlaşılan şu kısım, mevzûumuzun can alıcı noktalarından: “Ali Süruri (Tönik) Bediüzzaman Said Nursi'nin Meclis'e geldiği tarihi 9 Teşrinisani 1338 Perşembe (9 Kasım 1922) olarak anılarına kaydeder. Meclis'te dinleyiciler locasında oturan Nursi'yi Mebuslar alkışlarla ve hoşamedi (Hoşgeldin) töreniyle karşılarlar. Ali Süruri bunu anılarında şöyle dile getirir: 'İki gün evvel Ankara'ya gelmiş olan Bediüzzaman Saidi Kürdî Efendi samiin locasındaydı. Vilayeti Şarkiye mebuslarından bazısının takriri üzerine Meclis alkışlarla müşarünileyhe beyanı hoşamedi etti. Kendisi de locada ayağa kalkarak temennayla ve birkaç kere selam vermek suretiyle teşekkürde bulundu. Bilahare riyaset odasında görüştük. 323'te (1918) [***] gördüğüm Saidi Kürdi hiç değişmemiş ve ihtiyarlamamış...'“(5)
 
Tahdîs-i nîmet olarak söylüyorum.. Hâfızam beni yanıltmıyorsa tam da HaberTürk tarafından konu ile ilgili haberlerinin yayınlandığı günün akşamı (Bedîüzzamân’ın hayâtını konu alan Hür Adam filminin 7 Ocak 2011’de gösterime girmesine 3 gün kala) idi. Ali Sürûrî TÖNÜK’ün Hâtıra Defterinin bahsimizle ilgili 117. ve 118. Sayfaları JPEG resmi olarak kadirşinas dostlarımız M.Z. Ünlü ve Ö.İ. Pektaş tarafından e-mail ile şahsıma da ulaştırıldı - Allah onlardan ebeden râzı olsun -. İlgili yerler hemen yeniyazıya çevrilerek asılları ile berâber muhtemelen dünyâda ilk olarak 05 Ocak 2011‘de RisâleTashih’de (6) yayınlandı. Hâzâ min fadli Rabbî..
 
Güntay Şimşek’in yukarıda zikredilen haberine ve A. Sürûrî Efendi'nin hâtırâtına göre; 7 Kasım 2012 Üstâd’ın Ankara’ya ilk gelişinin, 9 Kasım 2012 TBMM’de beyân-ı hôş-âmedî yapılmasının, 23 Kasım 2012 M. Kemâl ve diğer erkân ve meb’ûslara mektup yazmasının, 25 Kasım 2012 Bedîüzzamân – M. Kemâl görüşmesinin (dahâ doğrusu, münâkaşasının) 90. yılı oluyor.. Bu vesîlesiyle A. Sürûrî Efendinin Defterinden ilgili yerleri efkâr-ı âmme ile bir dahâ paylaşmak istedim:
 
 

25 Teşrîn-i sânî 1338 Cum’a-ertesi
 
Halîfe Hazretleri’nden Meclis’e bir cevâb gelmiş. Okunacağı sırada, “Kàimen dinleyelim” diye bir teklif dermeyân olmuş. Derken, gürültü çıkdı. (.......)

Takrîben akşam namâzı sıralarında Meclis dağılırken bakdım, Dîvân-ı Riyâset Odasında Kemâl Paşa ile Bedîüzzaman Molla Saîd-i Kürdî arasında bir mübâhase var. Ben de dinledim. Bir sâat kadar imtidâd etdi.
 
Mübâhasenin ibtidâsı; Bedîüzzamân’ın Kemâl Paşa’ya ve dahâ ba‘z arkadaşlara yazdığı mektubda, namaz kılmalarını tavsiye etmesinden ve Mezheb-i Şâfi‘î’de, târik-i salâtın şehâdeti kabûl edilmeyeceğine nazaran Meclisin ekseriyeti târik-i salât ise, Meclis’in hükümlerinin medhûl ve gayr-i nâfiz olması lâzımgeleceğini beyân etmesinden dolayı imiş.
 
Kemâl Paşa, meâl-i mektûbun siyâsete derkâr olan mahâzîrinden ve hiç olmazsa yalnız kendisine yazılsa idi bu mahzûrun o kadar vârid olmayacağından bahisle Bedîüzzamân’a darıldı. Bedîüzzaman da bu mahzûru düşünemediğini i‘tirâf etdi. Bedîüzzamân da, evvelce biraz haşînce söylüyor idiyse de sonra te’vil ve tahffüf etdi. Ve aralarındaki kırgınlık zâhiren zâil oldu gibi ise de herhâlde iki taraf da birbirine muğber kaldılar zan ederim.
 
Kemâl Paşa, çok mühim mes’elelere temâs etdi ve hakīkaten zekâsını gösterdi.
 
Bedîüzzamân’ı yalnız şu mübâhasede dinleyenler, şöhretini pek de hakīkate muvâfık bulmadılar sanıyorum. Ma‘mâfih yine güzel cevaplar verdi. Ve Meclis’in çok mübârek ve mübeccel olduğundan bahs etdi. O, bilhassa Kemâl Paşa’ya hitâben;
“Siz Kur’ân’ı ve İslâm’ı kurtardınız. Kur’ân’ı omuzunuza kaldırdınız. Kur’ân ise, her sahîfesinde salât ile emr ediyor. Mâdem ki, Kur’ân’ı böyle muhâfaza etdiniz, onun emri olan salâta da beynel-Müslimîn
te'mîn-i müdâvemet içün teşebbüs etmeniz lâzımdır. Ve o mektûbu size onun içün yazdım. Sizden başkalarına yazdığım doğru olmayabilir. Fakat, böyle bir teşebbüsü sizin hâtırınıza onlar da getirsin diye yazdım.” meâlinde güzel sözler söyledi.
 
Bir aralık Bedîüzzamân, salona çıkmışdı. Kemâl Paşa, Bedîüzzamân’ı beğenmediğini söyledi. “Böyle ulemâdan Ümmet-i İslâmiyye’ye hayır gelmez.” dedi. 

 ***

 
LUGATÇE:
beynel-Müslimîn: Müslümanlar arasında.
derkâr: İşin içine giren.
dermeyân, dermiyân: Ortaya konmuş, ortada bulunan.
Dîvân-ı Riyâset: Başkanlık Dîvânı.
gayr-i nâfiz: Te’sirsiz.
haşînce: Sertçe.
içün: İçin.
imtidâd: Uzamak, sürmek.
ibtidâ: Başlangıç.
kāimen: Ayakta olarak.
mahâzir, mehâzîrمحاذير : Mahzûrlar. Korkulacak ve sakınılacak şeyler.
mahzûrمحذور: Hazer edilecek şey. Korkulacak şey. Müsâade olmayan. Mâni'. Engel. Çekinilecek şey.
ma‘mâfih: Bununla berâber.
medhûl: Ayıplanacak kusûru olan. Dile düşmüş. Kendisine bir şey girmiş olan şey.
muğber: Gücenmiş, hâtırı kalmış.
muvâfık: Uygun, münâsib.
mübâhase: Bir iş hakkında iki kişinin; birinin diğerinin sözünü çürütmeye, kendi fikrini isbâta çalışarak tartışması.
mübeccel: Ululanmış, saygı gösterilmiş.
müdâvemet: Bir işe aralıksız çalışma, devâm, gayret.
nâfiz: Te’sir eden, dinlenilen, hükmü olan.
nazaran: Göre, nisbetle.
salât: Namaz.
tahaffüf: Hafifletme.
takrîben: Yaklaşık.
târik-i salâtın şehâdeti: Namaz kılmayanın şâhidliği.
te’vil: Görünür ma’nâsından başka bir ma’nâ ile tefsir etme.
vârid: Bir şey hakkında söylenen, tatbik olunan.
zâhiren: Görünüşe göre.
zâil: Geçen, muvakkat.
 
Bedîüzzamân M. Kemâl'le münâkaşalarına sebep olan Mektubu dahâ sonra hemen hemen ayni muhtevâda Beyannâme olarak neşrettiği gibi Hubâb Risâlesine de derceder.
alt
Beyannâme.

 
alt
1923'de Ankara'da Ali Şükrü Matbaasında basılan Hubâb Risâlesinin kapağı.

alt
Hubâb Risâlesinin 17. sayfasının alt kısmında Beyannâme'nin başlangıcı.

 
Dipnotlar:
 
BTBSN: Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî (N. Şahiner).
MTH: Bedİüzzaman Saİd-i Nursİ MUFASSAL TARİHÇE-İ HAYATI (A. Badıllı).
(1):
alt
Muhterem ve Muazzez Hocam Muhammed Saîd Nursî Efendi Hazretlerine takdim
(MTH-1998, s.877)

 
(2):http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Lemalar&Page=181
 
[*]: 1922 yılının Kurban Bayramı arefesi 3 Ağustos’a geliyor. http://www.risaletashih.com/index.php/ihzariye/58-rumi-takvim-ve-tarihler
[**]: Rûmî 9 Teşrîn-i Sânî 1338’n Mîlâdî karşılığı 9 Kasım 1922 oluyor.
[***]: Belgenin bu kısmını göremediğim için buradaki tutarsızlığı çözemedim.. Kitâbet hatâsı olabileceği gibi, okuma veyâ çevirme hatâsı da olabilir.
 
Bilâl Tunç