Perşembe, 07 Mart 2013 07:40

Değerli Özgür İzzet Pektaş'ın fedâkârâne gayretleri ile bize ulaşan Üstâd Bedîüzzamân'ın yazılarının bulunduğu veyâ O'nunla ilgili gazete küpürlerini sevgili Yusuf Seydâ'nın da himmetleriyle, birebir ve yeniyazıya aynen çevrilmiş hâliyle, müteharrî-i hakīkat aziz ve muhterem okuyucularımızın istifâde ve tedkiklerine arz etmeye devâm ediyoruz..  
Hürmet ve muhabbetler..

B. Tunç

alt
No: 77

Volkan

 
26 Safer 1327      5 Mart 1325      18 Mart 1909
 

alt

YAŞASIN ŞERÎAT-İ AHMEDΠ
Şerîat-i Garrâ, kelâm-ı ezelîden geldiğinden ebede gidecektir. Nefs-i emmârenin istibdâd-ı rezîlesinden selâmetimiz, İslâmiyyet’e istinâd iledir. Ve hablülmetîne temessük iledir. Ve hurriyyet-i hakdan hakkıyle isti­fâde etmek, îmandan istimdâd iledir. Zîrâ Sâni‘-i Âlem’e hakkıyle abd ve hiz­metkâr olanın, halka ubûdiyyete tenezzül etmemesi gerektir. Herkes kendi âleminde bir pâdişah olduğundan âlem-i asgarında cihâd-ı ekber ile mükelleftir ve ahlâk-ı Ahmediyye ile tahalluk ve Sünnet-i Nebeviyyeyi ihyâ ile muvazzaftır.
Ey evliyâ-yi umûr! Tevfik ister iseniz, kavânin-i âdetullâha tevfik-i ha­reket ediniz! Yoksa tevfiksizlik ile cevâb-ı red alacaksınız. Zîrâ ma‘ruf umum enbiyânın memâlik-i Osmaniyye’den zuhûru, kudret-i İlâhiyye’nin bir işâret ve remzidir ki; bu memleket insanlarının makine-i tekemmülâtının buhârı diyânettir. Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Ru­m-ili bostânının çiçekleri, ziyâ-yı İslâmiyyet ile neşv ü nemâ bulacaktır.
Dünyâ içün din fedâ olunmaz. Gebermiş istibdâdı muhâfaza içün, vakitle mesâil-i Şerîat rüşvet verilirdi. Bunun ve terk ve fedâ edil­mesinden, zarardan başka ne fâidesi görüldü? Milletin kalb hastalığı za‘f-ı diyânettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir.
Bizim cem‘iyyetin meşrebi: Muhabbete muhabbet ve husûmete hu­sûmettir. Ya‘nî beyne'l-İslâm muhabbete imdâd ve husûmet ceyşini bozmaktır.
Mesleğimiz ise, ahlâk-ı Ahmediyye ile tahalluk ve Sünnet-i Peygamberî’yi ihyâ etmektir. Ve rehberimiz Şerîat-i Garrâ ve kılıncımız da berâhîn-i kātıa ve maksadımız i‘lâ-yı Kelimetullah’tır. Cem‘iyyetimize herbir mü’min ma‘nen müntesibdir. Sûreten intisab ise, Sünnet-i Nebeviyyeyi kendi âleminde ihyâya azm-i kat‘î iledir. En evvel mürşid-i umûmî olan ulemâ ve meşâyih ve talebeyi, Şerîat nâmına ittihâda da‘vet ederiz.
İhtâr-ı Mahsus: Gazeteci denilen hutebâ-yi umûmî, iki kıyâs-ı fâsidle milleti ba­tak­lığa düşürtmüştür.
Birincisi: Vilâyâtı, İstanbul’a kıyas ederek… Hâlbuki elifbâyı oku­mayan çocuklara felsefe dersi verilse sathî olur.
İkincisi: İstanbul’u Avrupa’ya kıyas etmişler. Hâlbuki bir erkek, ka­dı­nın kāmetinden istihsan ettiği libâsı giyinse muhannes ve rezil olur.
 
Hâtime: Benim perîşan sözlerimin mabeynlerini rabt edecek olan mukaddemât-ı matviyyeyi itnâbdan ihtirâzen hayâlimde hıfz ile zikretmedim. Ve bu müşevveş sözlerimi temâşa eden­ler misafireten ve tenezzülen ruhlarını bir “Kürd evi” ıtlâkına şâyân olan cesedime gön­dersin de hazînetül-hayâlimi teftiş ile matviyyâtı çıkarsın. Ya‘nî, Leylâ’mı benim gözle­rimle temâşâ etsin. Yaşasın Şerîat-i Garrâ!..
 
Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî