Pazartesi, 18 Mart 2013 12:54


alt
No: 86  sahîfe: 3 
Volkan
5 R.evvel 1327    14 Mart 1325    27 Mart 1909
 Cum'aertesi
alt
 
SADÂ-YI HAKĪKAT

Tarîk-ı Muhammedî şübhe ve hîleden mü­nez­zeh olduğundan şübhe ve hîleyi îmâ eden gizlemekten de müstağnî­dir. Hem o derece azîm ve geniş ve muhît bir hakīkat, bâhusus bu zaman eh­line karşı hiçbir cihetle saklanmaz. Bahr-i Umman nasıl bir destide sak­lanacak?


Tekrâren söylüyorum ki: İttihâd-ı Mu­hammedî’nin cihetü’l-vahdeti tevhîd-i İlâhî­dir. Peyman ve yemîni de îmandır.
Encümen ve cem‘iyyetleri mesâcid, ve medâris ve zevâyâdır. Müntesibîni umum mü’minlerdir. Nizamnâmesi Sünen-i Ahmediyye’dir. Kānûnu, evâmir ve nevâhî-i Şer‘iyye’dir. Bu ittihâd, âdetten değil, ibâdettir.
İhfâ ve havf riyâdandır ve farzda riyâ yoktur. Bu zamânın en büyük farîzası, ittihâdddır. İttihâdın hedef-imaksadı; o kadar uzun, münşaib, muhît, merâkiz ve meâbid-i İslâmiyye’yi birbirinerabteden bir silsile-i nûranîihtizâza getirmekle, onunla merbut olanları îkaz ve tarîk-ı terakkīye bir hâhiş ve emr-i vicdânî ile sevketmektir.

Bu ittihâdın meşrebi, muhabbettir. Husûmeti ise, cehâlet ve zarûret ve nifâkadır. Gayr-i müslimler emin olsunlar,emin olsunlar ki bu ittihâdımız, bu üç sı­fata hücumdur. Gayr-i müslime karşı hareketimiz iknâ‘dır. Zîrâ medenî biliriz. Ve İslâmiyyet’i mahbûb ve ulvî göstermektir. Zîrâ onları munsif zannediyoruz. Lâübâlîler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebîye sevdiremezler. Zîrâ mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik sevilmez. Ve bu ittihâda tahkīk ile dâhil olanlar, onları taklid ve taglit ile çıkmazlar. İttihad-ı Muhammedî’nin meslek ve hakīkatini efkâr-ı umûmiyyeye arz ederiz. Kimin bir i‘tirâzı var ise etsin, cevâba hâzırız.

 
 

Neşrettiğim fihriste-i makāsıddan terk ettiğim bir fıkradır
 
Şöyle ki: Zâhiren hâricten cereyan eden maârif-i cedîdenin bir mec­râsı da, bir kısım ehl-i medrese olmalı. Tâ gıll ü gıştan tasaffî etsin.
Zîrâ bulanığıylabaşka mecrâdan taaffün edegelmiş ve atâlet ba­taklığından neş’et eden ve istibdâd semûmu ile teneffüs eden ve zulm tazyîkı ile ezilen efkâra bu müteaffin su, ba‘zı aksü’l-amel yaptığından, misfât-ı Şe­rîat ile süzdürmek zarûrîdir. Bu da ehl-i medresenin dûş-i himmetine muhavveldir.
Bedîüzzamân-ı Kürdî
B. Tunç     Ö. İ. Pektaş     Y. S. Tunç