Perşembe, 04 Nisan 2013 10:57

 
alt
Mîzân  
Sayı: 129,  Sahîfe: 535
27 R.evvel 1327
5 Nîsan 1325
[18 Nîsan 1909]
Pazar
 
alt

Ey, Asâkir-i Muvahhidîn!..

 
Fahr-i Âlem’in fermânını size tebliğ ediyorum ki!: Şerîat dâiresinde ulu’l-emre itâat farzdır. Ulu’l-emriniz ve üstâdınız zâbitlerinizdir. Askerlik ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer. Çarhlardan birisi intizam ve itâatden serkeşlik etmekle bütün fabrika herc ü merc olur.
Sizin o muntazam ve kuvvetli fabrika-i askeriyyeniz otuz milyon Osmanlı ve üçyüz milyon nüfûs- İslâmiyye’nin medâr-ı istinâdı ve ma‘den-i istimdâdıdır.
Siz iki müdhiş istibdâdı kansız ve def‘aten öldürmekle hâriku’l-âde olarak Şerîat-i Garrâ’nın iki mu‘cize-i kübrâsını izhâr ettdiğinizden akīdesi zaîf olanlara hamiyyet-i İslâmiyye’nin kuvveti ve Şerîat’in kudsiyyetini iki bürhan ile izhâr etdiniz.
Bu iki inkılâba bahâ yetişmez. Lâkin sizin itâatinizden binde bir cüz’ü fedâ olunsa bize pek bahâlı düşer. Zirâ ukde-i hayâtiyye ve harâret-i gariziyye gibi itâatinizin tenâkusu mevti intâc eder.
Târîh-i âlem serâpâ şehâdet ediyor ki, asker neferâtının siyâsete müdâheleleri devletce, milletce müdhiş zararları intac etmişdir. Elbette hamiyyet-i İslâmiyye’niz böyle sizin uhdenizde olan hayât-ı İslâmiyye’ye zarar verecek noktalardan men‘ edecektir. Siyâsiyyâtı düşünenler sizin kuvve-i mütefekkireniz hükmünde olan zâbitleriniz ve ulu’l-emrinizdir. Ba‘zan zarar zannettiğiniz şey, siyâseten büyük zararı def‘ ettiği içün ayn-i maslahat olduğundan, zâbitleriniz tecrübeleri hasebiyle görüyor ve size emir veriyor. Sizde de tereddüd câiz değildir. Fenn-i harbde mücerreb ve o san‘atda mâhir ve hamiyet-i İslâmiyye ile münevverü’l-fikr zâbitlerinizin ba‘zılarının cüz’î nâ-meşrû‘ hareketleri içün itâate halel vermeyiniz. Bu İttihâd-ı Şer‘î Asâ-yı Mûsâ gibi sâir sebeb-i tefrika ve teşettüt-i efkâr olan cem‘iyyetleri  bel‘ etdi ve sâhirleri de secdeye mecbûr etdi. Harekâtınız bu iki inkılâbda ilaç gibi idi ki, fazla olsa zehre münkalib olur, ve hayât-ı İslâmiyye’yi fenâ bir hastalığa hedef eder. Hem de hamiyyetinizle bizdeki istibdad mahvoldu. Lâkin Avrupa’nın enzâr-ı tedkīki altındayız. İstikrâr ve idâme-i Meşrûtiyyet ile nihâyet derecede ihtiyat ve i‘tidâl lâzımdır.
 
Bedîüzzamân
Saîd-i Kürdî
 
***
Cem‘iyyetlere İhtâr-ı Mühim
Şimdi cem‘iyyetimiz hükûmet-i meşrûta-i meşrûadır. Hükûmet içinde hükûmetin zararı görüldü. Seviyye-i irfan bir olmadığından, fırkalarda husûmet, taassub ve tarafdârlığı intac eder. Hem de avâm-ı câhil fırkaya dâhil olduğu hâlde bir maddî kuvveti intac eder. Tabîî o kuvveti isti‘mâl ile siyâsete karışacak ve umûr-i idârede beşeriyete hoş görünecek lezâiz-i tahakkümâtı yapacak sâhib-i ağrâza müsâid bir zemin olur. Binâenaleyh, bizdeki fırkaların şimdiki hâl ile devâmı gāyet zarardır. Lâkin bir şirketde veyâ münevverü’l-fikir ve bîtaraf  cânibinde  tenkīdât-ı siyâsetten veyâ ehl-i ilim mâbeyninde nasîhât ve irşâd dahâ nâfî olur. Şimdi siyâsete karışan umum cem‘iyyetleri yâ tevhid veyâ lağvetmeli. Zîrâ, hükûmet-i meşrûamız, cem‘iyyetimizdir.
Bedîüzzamân
Saîd-i Kürdî
 

B. Tunç     Ö. İ. Pektaş     Y. S. Tunç