Perşembe, 04 Nisan 2013 11:00

 
alt
Volkan
Sayı: 110,  Sahîfe: 3, 4
29 R.evvel 1327 7 Nîsan 1325 20 Nîsan 1909
Sâlî
alt
 
alt

Asâkire Hitab

 

Ey asâkir-i muvahhidîn! Fahr-i Âlem’in fermânını size tebliğ ediyorum ki, Şerîat dâiresinde ulü’l-emre itâat farzdır. Ulu’l-emriniz ve üstâdınız, zâbitlerinizdir. Askerlik ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer. Çarhların biri intizam ve itâatte serkeşlik etmekle bütün fabrika herc ü merc olur.
Sizin o muntazam ve kuvvetli fabrika-i askeriyyeniz, otuz milyon Osmanlı ve üçyüz milyon nüfûs-i İslâmiyye’nin istinâdı ve ma‘den-i istimdâdıdır.
Siz, iki müdhiş istibdâdı kansız ve def‘aten öldürmekle, hâriku’l-âde olduğundan ve Şerîat-i Garraâ’nın iki mu‘cize-i garrâsını izhâr ettiğinizden, zaîfü’l-akīdeye, hamiyyet-i İslâmiyye’nin kuvvetini ve Şerîat’in kudsiyyetini iki bürhân ile izhâr eylediniz. Bu iki inkılâbın bahâsına yüz bin şehid verse idik ucuz sayacaktık. Lâkin itâatinizden binde bir cüz’ü fedâ olunsa, bize pek  bahâlı düşer. Zîra itâatiniz, ukde-i hayâtiyye veyâ harâret-i garîziyye gibi, tenâkusu mevti intac eder.
Târîh-i âlem serâpâ şehâdet ediyor ki, asker neferâtının siyâsete müdâhaleleri devletce, milletce müdhiş zararları intac etmişdir. Elbette hamiyyet-i İslâmiyye'niz böyle sizi uhdenizde olan hayât-ı İslâmiyye’ye zarar verecek noktalardan men‘ edecektir. Siyâsiyyât düşünenler sizin kuvve-i mütefekkireniz hükmünde olan zâbitleriniz ve ulü’l-emirlerinizdir.
Ba‘zan zarar zannettiğiniz şey, siyâseten büyük zararı def‘ ettiği içün ayn-i maslahat olduğundan, zâbitleriniz tecrübeleri hasebiyle görüyor ve size emir veriyor. Sizde de tereddüd câiz değildir. Ef‘âl-i husûsiyye-i nâmeşrûa, san‘attaki mehâret ve hazâkatine münâfî değildir ve san‘atı menfur etmez. Nasıl ki bir tabîb-i hâzık ve bir mühendis-i mâhir nâmeşrû‘ harekâtı içün, onların tıb ve hendeselerinden mâni‘-i istifâde olamaz. Kezâlik fenn-i harbde mahbub ve o san‘atta mâhir ve hamiyyet-i İslâmiyye ile münevverü’l-fikir zâbitlerinizin ba‘zılarının cüz’î nâmeşrû‘ harekâtı içün itâatinize halel vermeyiniz. Zîrâ fenn-i harb mühim bir san‘atdır. Hem de sizin kıyâmınız; Şerîat-i Garrâ’yı, yed-i beyzâ-i Mûsâ gibi izhar etdiğinden o ba‘zı nâmeşrû‘ harekâtı, dâire-i Şerîat’a ircâa mecbûr etmişsiniz. Sizin bu ittihâd-ı Şer‘î, asâ-yı Mûsâ gibi sâir sebeb-i tefrika ve teşettüt-i efkâr olan cem‘iyyetleri bel‘etti ve sâhirleri de secdeye mecbur eyledi. Harekâtınız bu inkılâbta ilaç gibi idi ki, fazla olsa zehire münkalib olur, ve hayât-ı İslâmiyye’yi fenâ bir hastalığa hedef eder. Hem de himmetinizle bizdeki istibdâd mahvoldu. Lâkin terakkīleri içün Avrupa’nın istibdâd-ı ma‘nevîsi altındayız. Nihâyet derecede ihtiyât ve i‘tidâl lâzımdır.
Yaşasın Şerîat-i Garrâ!... Yaşasın askerler!..
***
Cem‘iyyetlere İhtâr-ı Mühim
Şimdi cem‘iyetimiz bir hükûmet-i meşrûta-i meşrûadır. Hükûmet içinde hükûmetin zararı görüldü. seviyye-i irfan bir olmadığından, fırkalarda husûmet, taassub ve tarafdârlık intac eder. Hem de avâm, câhil fırkaya dâhil olduğu hâlde bir maddî kuvveti intac eder. Tabîî o kuvveti isti‘mâl ile siyâsete karışacak ve umûr-i idârede herkesce leziz olan tahakkümâtı yapacak sâhib-i ağrâza müsâid bir zemin olur. Binâenaleyh, bizdeki fırkaların şimdiki hâl ile devâmı gāyet muzırdır. Lâkin bir şirkette veyâ münevverü’l-fikir ve bîtaraf mabeyninde tenkīdât-ı siyâsetden veyâ ehl-i ilim mâbeyninde nasîhat ve irşâddan nâfi‘ olabilir. Şimdi hükûmet-i meşrûamız asıl büyük cem‘iyyettir.
* * *
Sadâ-yı Vicdan
İttihâd-ı Muhammedî istîlâ etdi ve umûmun hakkıdır; tahsîsi kabûl etmez, mahsus bir ânı elde edemez. Bu isim şakayı kabûl etmez. O cevher-i azîmin cüz’î bir tecellîsiyle seyyâle-i berkiyye gibi bütün İslâm’ı ihtizâza ve âlemi zelzeleye getirdi. Tabîat-ı isti‘dâd-ı âlem şimdi tamâmen tecellîsine tahammül edemez. Tedric lâzımdır. Şimdi bu cevher-i âlîyi mukaddes bir yere hıfzetmeliyiz. Bunun bir mukaddimesi olarak, mahsus fırkalar “hâdim-i Şerîat” unvânını taşıyabilirler.
İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyeti a‘zâsından
Bedîüzzaman
Saîd-i Kürdî

B. Tunç     Ö. İ. Pektaş     Y. S. Tunç