Cemil Meriç'e âid,“Kāmûs Nâmûstur.” vecîzesi, tam dört dörtlük.. İzmir-Halkapınar’daki “9 Eylûl Şehidler Âbidesi”nin üzerindeki, “Vatan ve Nâmûs” sözü de öyle..
“Kāmus” tâbirinin şumûlüne; lugat, imlâ, dil ile ilgili her şey girebilir.
“Nâmus” ise; çok ma’nâlarından ilk akla gelenler: Irz, iffet, hayâ, edep, .. Kānun, nizâm, .. Ya’nî, Dil de Vatan gibi mukaddeslerimizden.. Ve ona sâhip çıkmak, onun usûl ve kāidesine uymak bir nâmus borcumuz..

1966’lardı gālibâ.. Merhûm A. Nihâd Asya’nın bir sohbeti.. Hâtırâlar.. Şiirler.. Ve sıra BAYRAK şiirine geldi.. Birden sesi hüzünlendi, yüzü üzüntülü bir hâl aldı.. Bâzı yakın dostları kendisinden, “EY, MÂVİ GÖKLERİN BEYAZ VE KIZIL SÜSÜ!”ndeki “KIZIL”ı “KIRMIZI” ile değiştirmesini ricâ etmişler (o zamanlar kızıl deyince komünist ve komünizm akla geldiği için). Bu, onu çok üzmüş.. Âdetâ feryâd etmişti: “Nasıl olur?.. Vatan’ın her karışı, nasıl mukaddesse, nasıl vazgeçilmezse; dil-ülkemizin her bir kelimesi de öyledir!..” 

 
Risâle-i Nûr'un bir vazîfesinin de, Kur’ân yazısını ve Dili muhâfaza olduğu zâten cümlenin ma’lûmu.
 
“Arkadaş, nedir tutturmuşsun; dil, imlâ, tashih filân..!?” diyenler varsa aşağıdaki örneklerde hâl-i pürmelâlimizi görebilirer:
 
(1) (...!)  lâtif  mugalâta mübalâğa / T.D.K. SÖZLÜĞÜ (ilk baskı, 1940’lar)
(2) Kâbe    latif   mugalata   mübâlağa / Hayât BÜYÜK TÜRK SÖZLÜĞÜ (1969)
(3) Kâbe    latif   mugalata   mübalağa / TDK YENİ YAZIM KILAVUZU (1981)
(4) Kâbe    lâtif   mugalâta   mübalâğa / TDK İMLÂ KILAVUZU (1988)
(5) Kâ’be   lâtîf   mugalata   mübâlaga / YENİ LÜGAT (1997)
(6) Kâbe    lâtif   mugalâta   mübalâğa / Ünlü İMLÂ KILAVUZU (2001)
(7) Kâ’be   lâtîf   mugâlata   mübâlağa / YENİ ASYA LÜGAT (2001)
(8) Kâbe    lâtif   mugalâta   mübalâğa / SÖZLER, 2004 (Genel İndeks) 
(*) Kâ‘be   latîf   mugālata   mübâlağa / Teklifimiz
   مبالغه     مغالطه   لطيف   كعبه  
 
Bu vahîm vaz'iyet bir vâkıa olduğuna göre, asılları Osmanlıca olan Risâle-i Nûr Külliyâtı gibi eserleri, yâni kāmusumuzu, yâni nâmusumuzu nasıl koruyacağız?.. Ne gibi tedbirlerimiz var?.. “Neme lâzım başkası düşünsün” mü diyeceğiz?
İmlâ mes’elelerinin ana sebebi, Latin kökenli harflerin yetersizliği şüphesiz (Osmanlıca Eserlerde problem sıfıra yakın). Sözde Dilimizi geliştirmekle(!?) görevli TDK’nın da sık sık imlâ kāidelerini değiştirmesi tam bir imlâ anarşisi meydana getiriyor. Bizler de maalesef bu kargaşadan bol bol nasîbimizi alıyoruz. Hiç değilse TDK imlâsı yerine; “TDV İslâm Ansiklopedisi” ve Yeni Asya’nın neşrettiği “Safahât”da uygulanan imlâ tarzı dahâ uygun olmaz mı? İddiâ ediyorum ki; bu usûlle, yüzde yüze yakın bir kesinlikle kargaşadan kurtulmak mümkün!..
 
Risâle esaslı bir İmlâ Kılavuzumuz olsa.. İmlâ kāidelerimiz olsa.. Her eserde, her eserin farklı baskılarında farklı imlâlar olmasa!.. 
 
 
 
Bilâl Tunç