Sehivler; gerek gazete ve dergilerimizde gerekse kitaplarımızda hiç hız kesmiyor.. Şahsen doğrulara karşı haksızlık olarak gördüğüm bu durumdan fevkal’âde müteessir oluyorum.. Bundan böyle rastladığım sehivleri ve düzeltilmiş şekillerini elimden geldiği kadar burada neşretmeyi düşünüyorum. Matbûât âleminde cansipârâne hizmet eden erbâb-ı kalem lutfen gücenmesinler. Gerçekleri gölgelemeğe, mânâ ve telaffuzları çarpıtmağa hakkımız olmasa gerek. 
Muhabbetlerimle…
              Bilâl TUNÇ
 

1


İzmir’de Münteşir YAKAMOZ’un Bahar 2008 sayısı, “Çeşitlemeler” köşesi:
“Bedîüzzamân Dârü’l-Hikmette iken doldurulan nüfus tezkeresi ve eşgālini bildiren

belgenin târihi: 26 Eylûl 1337 (1921)”

Eşgāl: Meşgûliyetler.
“Bedîüzzamân Dârü’l-Hikmet’te iken doldurulan nüfus tezkeresi ve eşkâlini bildiren

belgenin târihi: 26 Eylûl 1337 (1921)”  

Eşkâl: Şekiller, sûretler, biçimler, görünüşler.. Şekil bilgileri..

 


 2


Yeni Asya, 24 Nisan 2008, Lâhika:
“Ey mücâhidîn-i İslâm! Ey ehl-i hâl ü akd! Bu fakirin bir meselede on sözünü, birkaç nasihatini dinlemenizi ricâ ediyorum.”
Hâl: Durum. Görünüş.

“Ey mücâhidîn-i İslâm! Ey, ehl-i
hall ü akd! Bu fakīrin bir mes’elede on sözünü, birkaç nasîhatini 
dinlemenizi ricâ ediyorum.”
Hall: Çözme (akd mukābili).
Hall ü akd: Çözme ve düğümleme. Müşkil mes’eleleri ve işleri halledip neticeye bağlama. İdâre.
  
3

Yeni Asya, 23 Nisan 2008, Bedesten:

“Önemli bir başka nokta da şudur: 27 Nisan 1909'da Sultan Abdülhamid hakkında Meclis'ten "Hall" (tahttan indirme) kararı" çıkarttıran Talat Bey ile bu kararı tebliğ için Saray'a giden hey’etin başkanı Yahudi Emanuel Karasso da Selanik kökenlidir.”
Hall: Çözme (akd mukābili)
.
“Önemli bir başka nokta da şudur: 27 Nisan 1909'da Sultan Abdülhamid hakkında Meclis'ten "Hal‘” (tahttan indirme) kararı" çıkarttıran Talat Bey ile bu kararı tebliğ için Saray'a giden hey’etin başkanı Yahûdi Emanuel Karasso da Selanik kökenlidir.”
Hal‘: Hükümdârı tahttan indirmek
 
4

Avusturya Mektûbu, 04 Mayıs 2008, Yeni Asya:
 
“Ne gariptir ki, ahirzaman alameti olan “Allah” demeyi yasaklama bir zamanlar ülkemizde yaşanmış, asrın Bedî’si yaklaşık kırk sene evvelinden bir hâdis-i şerifi ..”
“Ne gariptir ki, ahirzaman alameti olan “Allah” demeyi yasaklama bir zamanlar ülkemizde yaşanmış, asrın Bedî’si yaklaşık kırk sene evvelinden bir hadîs-i şerîfi ..”
  
“.. ülkemizde “Allah” demenin yasak olduğu zamanlarda “Allah” diyerek, “Allahüekber” diyerek cansiperane hizmete devam edenlerin şimdilerde Avrupa sathında dershaneler açarak, doğru İslâmın tanınmasına vesile olacaklarını söylersek, ..”
“.. ülkemizde “Allah” demenin yasak olduğu zamanlarda “Allah” diyerek, “Allâhüekber” diyerek cansipârâne hizmete devam edenlerin şimdilerde Avrupa sathında dershaneler açarak, doğru İslâm’ın tanınmasına vesîle olacaklarını söylersek, ..”  
 
5

Başkent Yazıları, 20 Mayıs 2008, Y. Asya
 
“Bediüzzaman, Kasım 1918’de İstanbul’a geldiğinde büyük bir ilgiyle karşılanır.”
 
“Bedîüzzaman, Hazîran 1918’de İstanbul’a geldiğinde büyük bir ilgiyle karşılanır.”
 
Belgeler, “Kasım” değil, “Hazîran” olarak gösteriyor. Tanin Gazetesi “25 Hazîran”da haber yaptığına göre doğrusu “Haziran” olmak gerekmiyor mu? “Kasım”, bir “târih çevirme” hatâsı olmalı.