Çarşamba, 10 Aralık 2008 21:39

 

 

[Aziz ve  Müdakkik  Bilal Abi
 
1. Sitenize kayıt kısmını doldurdum kayıt ola tıkladım ama bir değişiklik farkedemedim. Belki de yapamadım.
2. Şualardaki şu tesbitimi göndermeyi düşünmüştüm o kayıt sonrası siz siteye koyabilirseniz maksat hasıl olur.
 
İndeksli dipnotlu Şualar’ın mesela 36. sh de 2. satırda geçen “icap” kelimesi Yeni Asya Neşriyatın Lugatında 503 sh de “îcâb” şeklinde geçmekte. Noktalama işaretleri kullanılmadığı gibi son harfi de farklı yazılmış. Şimdi Risale-i Nur’u Latin harfleriyle basarken mevcut Türkçenin kaidelerine mi göre yapmamız lazım? Bunu, bu mevzunun ehilleri tarafından herhalde mütaalası yapılmıştır. Ancak bahsi geçen kelimenin yeni Şualardaki geçtiği şekli ile lugattaki kullanılan şekli arasında mana ve kök farkı var. Acaba Üstadımızın tashihinden geçen nüshada mesela bu kelime nasıl geçiyordu? Dilimizi de Risale-i Nur ile muhafaza edecek isek bunun çaresine bakmalıyız.

Mehmet Çetin.Çiftehavuzlar.İzmir]

Sevgili Mehmed Bey Kardeşim,
Dahâ evvel gönderdiğiniz, Filipinler’den gelen mesajla ilgili yorumunuz için teşekkür ediyorum.
Mesajınızı bugün gördüm. Cevap vermeğe çalışayım inşâallah.
C1. Teknik işlerde tamâmen ümmîyim. Bizim el-amâna(!) ileteyim inşâallah.
C2.  Kelimenin “icap” şeklinde yazılması, sanıyorum TDK’nın, “kelime sonlarında yumuşak sessiz kullanılmaz” uydurmacasına dayanıyor. Hakîkat-i hâle göre yanlış. Bizimkiler de maalesef TDK’yı hırz-ı cân eylemişler. Tavuğu tilkiye teslim edince böyle oluyor Kardeşim..

Lügatte de görüldüğü gibi kelimenin aslı Arabcadan gelme. Latin harfleriyle en doğru imlâsı “îcâbايجاب” olmalı.

Asılları Kurân Hattı ile te’lîf edilen eserlerde olabildiği kadar aslî imlâya sâdık kalınması gerektiği düşüncesindeyim. Bizim yayınevinin neşrettiği Safahât’ta böyle. TDV İslâm Ansiklopedisinde de uygulanıyor. Latin harfleri ile “imlâ birliği” için başka çâre göremiyorum. Olsaydı bu perîşan durumda olmazdık şimdi.
İmlâ yanlışları yeni yazı Külliyâtlardaki yanlışların en büyük sebebi. İmlâ birliği sağlandığında sehivler inanıyorum yüzden bire inecek.
Katkılarınız için teşekkür ediyorum.
*****
 
ÖZÜR VE DÜZELTME

Geçtiğimiz Pazar günü bu sayfada yayınlanan, İslam YAŞAR'a ait,  "Hz. İsmail Sâfiyetiyle" başlıklı yazıda,  ".. Tanpınar'ın Han Duvarları  şiirine..." ifadesi sehven yer almıştır. Doğrusu, "...Faruk Nafiz Çamlıbel'in Han Duvarları şiirine..." olacaktır. Düzeltir ve tashihini bildiren Cemil Arıkan isimli okuyucumuza teşekkür ederiz.

 Yeni Asya, 09.12.2008
*****
 

"Üstâd, esâret hâtırâlarında; Rusya’nın Avrupa kesiminde bulunan Volga Nehri'nden, Kostroma'dan, Kostroma'nın Tatar mahallesinde Volga kenârındaki küçük câmi'den bahsetmekte ama nedense Asya'nın kûzeyini kaplayan, Türkiye yüzölçümünün 16 katından dahâ büyük koskoca Sibirya'dan söz etmemektedir!?.. "

hâtırâ (Y) // hâtıra

"Üstâd Sibirya’da Kaldı mı?" isimli yazıdan alınan yukarıdaki cümlede mâvi işâretli kelimeyi yanlış yazmışım. Düzeltir özür dilerim.   

Bilâl TUNÇ, 21.12.2008
*****

21.12 2008 târihli Yeni Asya gazetesinden,  İslam YAŞAR 'ın yazıbaşlığı:

"Mevlânâ ve Şeb-i Ârûs"

Ârûs (Y) // Arûs