Salı, 27 Ocak 2009 17:06

 
Büyük Târihçe neşredileli yarım asırdan fazla oldu. 70’li yıllar ve sonraları yapılan araştırmalarda günyüzüne çıkan belge ve bilgiler ışığında kaleme alınan onlarca Üstâd târihçesi, kitaplıklarımızı ve kitapçı vitrinlerini süslüyor.. Ayrıca bu eserler değişik dillerde yapılan yayınlarda da kaynak alınıyorlar.. 
Ve doğrularla atbaşı giden yanlışlar.. Denizi geçip derede boğulmak kabîlinden, olmayacak yerlerde yapılan yanlışlar.. Yer yanlışları, târih yanlışları, isim yanlışları.. Târihçeden çok evliyâ menkıbelerine benzeyen târihçeler...   
 
Ünsiyet gözlüklerimizi çıkarıp tahkik gözlüklerimizle bakalım.. Mes’elenin açıklığa kavuşması için meselâ, şu soruların doğru cevâbını bulmağa çalışalım:
 
1-      Üstâd’ın doğum târîhi BTH’taki gibi 1873 mü, BTBSN’deki gibi 1876 mı, MTH’daki gibi 1877 mi, RNE’nin tesbîti gibi 1878 mi? Hepsi mi doğru? Yoksa hepsi mi yanlış?
2-      Mîran aşîret reîsi Mustafa Paşa’nın; “Benim Cezîre’de âlimlerim var. Eğer hepsini ilzam ettinse senin dediğini yaparım ve illâ seni nehre atarım.” dediği "nehir", BTH’daki gibi " Fırat " mıdır? Cezîre, Fırat’ın mı yoksa Dicle’nin mi kıyısındadır?
3-      BTBSN, MTH ve benzeri eserlerde adıgeçen Van Vâlisi Hasan Paşa kimdir? Hangi yıllarda Van Vâliliği yapmıştır? 1895-1908 yılları arasında gerçekten Hasan Paşa adında bir Van Vâlisi olmuş mudur? Bu vâli, İsmi olup cismi olmayan bir hayâlet midir?
4-      BTH’ta "Kiloğrif", BTBSN’de "Kloğrif", MTH’ta "Kıloğrif" denilen yer neresidir? Acabâ doğrusu Abdurrahmân Ağabeyin hazırladığı Târihçe-i Hayât’taki adıyla "Kologrif, Koloğrif" olmasın?
5-      Volga nehri, Kostroma ve Kologriv (Kologrif, Koloğrif) Sibirya'da mı bulunuyorlar? Antartika'da da olabilirler mi?
6-      Dîvân-ı Harb-i Örfî’nin birinci baskısının târîhi her yerde 1911 olarak gösteriliyor. Hâlbuki Köprü’nün 2004/86 sayısındaki ve BTBSN ‘nin 2006 baskısının sonlarındaki belgeler tedkik edildiğinde 1909 olduğu görülüyor? Belgelerden faydalanılmayacaksa süs için mi konuluyor?
 
7-      MTH’a göre, “İstanbul’a geldiği gün, Hicrî 19 Ramazan 1336, Rûmî 25 Hazîran 1334, Mîlâdî 8 Temmuz 1918'dir.”.
Ü   Üstâd'ın İstanbul’a muvâsalatını haber yapan Tanin gazetesinin târîhi, geliş târihi kabûl edilerek yazılmış ki, yanlış. Haber, muvâsalattan 1 hafta sonra çıkmış. Üstelik târihler de yanlış alınmış. Adıgeçen gazetenin sağ üst köşesinde, “16 Ramazan 1336, 25 Haziran 1334-1918 ” târihleri okunuyor?  
 
Va Vatan'a Avdet belgesinde ise, “17 Hazîran 1334, 17 Juin 1918” târihleri var. Bir de “18 Hazîran” kaşesi?... 
                   alt
 
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Vâkıa, bu!..  
 
Pekî neden böyle oluyor?  
 
Kanâatimce;
1-      Mes’eleler tahkik edilmeden, peşin kabûllerle, indî mülâhazalarla, rivâyetlerle, evliyâ menkıbeleri gibi ele alınıyor. Objektif olunamıyor.
2-      Belgeler doğru değerlendirilemiyor. Belgeler başka söylüyor, araştırmacılar başka yazıyor!..
 En mühimi, umursamazlığımız!..
 
Çözüm?..

Çözüm çok kolay. Okuyucusuyle, araştırmacısıyle, yayıncısıyle, hizmet müdebbirleriyle hep berâber gösterebileceğimiz küçük küçük gayretler.. Yâni:
1-      Hamza ve Abdurrahman Ağabeylerin hazırladıkları târihçeleri her çalışmada göz önünde bulundurmak.
2-      Rûmî târihlerin Mîlâdîye çevrilmelerinde dikkatli olmak. Bilhassa 1 Mart 1917 - 31 Aralık 1925 arasında kullanılan Rûmî takvimin Gregorien esaslı olduğunu, bugün kullandığımız Mîlâdî takvimle ay ve gün farkının bulunmadığını, sâdece 584 yıl farkının bulunduğunu aslâ unutmamak! (Çoğu hatâlar burada yapılıyor!)
3-      Kaynaklardan faydalanılırken yazarın yorum ve görüşlerinden ziyâde serdedilen belgeleri dikkate almak, onları doğru okuyup, târihlerini doğru çevirmek.
4-      Rastlanılan sehivleri ilgili kişilere ve kurumlara iletmek.
 

Bu satırları sabırla okuyan Kardeşlerimden istirhâmım:
Tesbitlerimizi mihenge vursunlar. Yanlışlarımızı lutfen düzeltsinler. Doğruları sâhiplenmek üzerlerine borç olsun.

Gelin; el ele, gönül gönüle verelim. Birler binler olsun. Allâh'ın izniyle Üstâd Târihçelerini Üstâd'a yaraşır hâle getirelim. Hiç plana, projeye gerek yok. Külfet yok.. Küçücük himmetler.. Yapılacak iş; tesbitlerimizi ilgililere iletmekten ibâret. 

Sehivsiz ve mükemmel Üstâd Târihçelerine kavuşmak dileklerimle!.. 


BTH: Büyük Târihçe-i Hayât, 1958

BTBSN: Bilinmeyen Taraflarıyle Bedîüzzamân Saîd Nursî, 2006, N. ŞAHİNER

MTH: Mufassal Târihçe-i Hayât,1998, A.kadir BADILLI

RNE: Risâle-i Nur Enstitüsü.
 
 Bilâl TUNÇ