Pazar, 26 Eylül 2010 18:03

   
Zaman İçinde Bediüzzaman

C. Canlı – Y.K. Beysülen 

Sayfa
 
9             Asar-ı Bediyye // Âsâr-ı Bedîiyye
 
9             Bilinmeyen Taraflarıyla Said Nursi // Bilinmeyen Taraflarıyla Bedîüzzamân Saîd Nursî
 
12           (…) tek parti diktatörlüğü (…) “resmî” Nurcu söylemin iddia ettiği gibi ağır bir zulüm, baskı uyguladığı söylenemez. …
* Yânî, şu ifâdeleri tek parti diktatörlüğünün iltifâtı olarak mı görmeliyiz?:
“Her ne kadar tek parti diktatörlüğü, Said Nursî’yi ölümüne kadar sürecek “mecbûrî” ikāmete mahkûm etmiş, hakkında birkaç kez soruşturma başlatmış, kısa süreli hapsetmiş olsa da (…)”
Yâ da, başkalarına dahâ şiddetli zulümler yapılmış olması, Ona yapılanları hafifletir mi?
 
17           Baysülen // Beysülen
 
20           “Eksikler elbetteki bize ve halen konuya ilişkin belge ve bilgilerin sağlıklı kullanımına engel olanlara aittir.” 
              * “Teşekkür” bölümünün sonunda eksiklerin bölüştürüldüğü cümlede zikredilen “konuya ilişkin belge ve bilgilerin sağlıklı kullanımına engel olanlar”ın açıklanması iyi olurdu.
 
43           “Sofi Mirza’nın … Oğulları (Abdullah, Ahmet, Abdülmecid, ve Said) …” 
               * Sôfî Mirzâ’nın Ahmed adında bir oğlu bilinmemektedir. Mehmed’le karıştırılmış olmalı. (M.T.H.1998; 73)
 
43,45       “… 1870’li yılların ilk yarısında… doğdu. … Bütün bu tartışmalar bir yana Said Nursî’nin 1870’li yılların ilk yarısında … doğduğu kesindir
   * Belgeler kesin târîhin, 5 Ocak 1878 ile 12 Mart 1878 arasında olduğunu doğrulamaktadır. 
http://www.risaletashih.com/index.php/tashih-cesitlemeleri/169-tarih-i-veladet-i-bediuzzaman-1878
 
46           “… Şeyh Abdurrahman Taği’nin öldüğü tarih olan 1886, tarih kestirimi için nirengi noktasını oluşturmaktadır.… Bütün bu yolculukların ayni yıl yapıldığı kabul edilse bile Said’in ilk eğitime başlamasından sonra geçen zaman en az üç/dört yıl olur. Bu durumda da 1886 yılına gelindiğinde Said’i yaşı en az on iki / on üçtür. Dolayısıyla Said için bir doğum tarihi belirlenecekse bunun 1874’den sonra olması mümkün değildir.” 
                * Belgeler bir tarafa bırakılıp Şeyh Abdurrahman-ı Tâgî’nin ölümünü (1886?) nirengi noktası alan doğum târîhi hesaplama yolu en karışığı olduğu gibi o kadar tekellüfe rağmen doğru sonuca da varılamamış!  
 
46            “İki ya da üç yıl olmasının aslında pek bir önemi yoktur. Sonuçta ortaya çıkan tarih 1875 öncesinde bir zamana denk gelmektedir.
                * Yukarıdakiler gibi bu da yanlış.
 
49           “… büyük kardeşi Abdurrahman’dan aldığı eğitim olduğu … Abdurrahman’ın anlattıklarının/öğrettiklerinin …”
               * “Abdurrahman” yeğeninin adı.. Doğrusu, “Abdullah”.
 
52           “ Beyazıt’ta eğitimin tamamlandığı tarihi Badıllı (1998; 85) 1892 olarak vermektedir. … Eğitime ilk başlanan yaş ve … böyle bir tespitin doğru olamayacağı ortaya çıkmaktadır.”
             * Bâyezid’de eğitimin tamamlandığı tarihin 1892 olması gāyet mâkūl görünüyor.
 
59         1888-1889 .. Beyazıt’ta üç ay kalan … // 1891-1892.. Bâyezid’de üç ay kalan …
 
61         1890 yazından önce
* 1892’den önce olması mümkün değil.
 
 
64           “Molla Said’in Tillo’da bulunduğu dönem 1891-1892 yıllarında olmalıdır.” 
               * Domino etkisi devâm etmiş.. Badıllı’nın tesbîti (1894) dahâ akla yakın..
 
65           olayı // dolayı
 
66          adı geçen valinin mahiyetinde // adı geçen valinin maiyyetinde
       * Kitabın basımı aceleye getirilmiş olmalı ki, hayli baskı hatâları bulunuyor.  
 
67           “Molla Said’in sürece müdahil olması bir rüya dolayısıyladır.”
               * Mükerrer cümle.
 
71           * Alıntı bölümün 8. satırında karışıklık var gibi!..
 
72           “Bu konuda söz eden ilk eser, basımı 1910’da yapılan, … İki Mekteb-i Musîbetin Şehadetnamesi …” 
               * İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi’nin ilk basımı 1909’da yapılmıştır (Sayfa; 106).
  
73           tam adı 1289 Seferinin // tam adı 1289 Saferinin
 
79           vaaz (وعظ) // vaz‘ (وضع
 
81           penç // pençe
               
83           1873 // 1878
               
84           “Yaklaşık iki yıl sürdüğü kabûl edilen Mardin günleri, …”
               * Mardin’de kalınan süre bir yılı pek geçmiyor..
 
88           idadiler // ibtidâîler  
 
88           1894-95’te Bitlis’e gelen Said, // 1895-96’da Bitlis’e gelen Said,
  
88           Paşa’nın çocuklarına ders verdiğidir.
               * Yeni bir bilgi. Kaynağı gösterilmelidir.
 
88           Hasan Tahsin Paşa (?)
               * Ömer Sabri Bey’den evvelki Bitlis Vâlisi Hasan Tahsin Paşa’dan kasdedilen, 1913-14’lerde Van Vâliliği yapan Hasan Tahsin (Uzer) ise, isim benzerliğinden kişiler karıştırılmış.
“Bitlis Valisi Hasan Tahsin Paşanın 26 Nisan 1894 tarihli şu telgrafı Ermenilerin
 
91           izni // izin
 
105         Topbaşı // Toptaşı
               
106         “İstanbul günlerine dair, Kürdizade Ahmet Ramiz’in, yayınlanmasını da üstlendiği İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnamesi … kitabına yazdığı önsöz, … İki yazı da 1909 yılında … yayınlanmıştır.    
1909 Eylülü’nde Ahmet Ramiz tarafından bastırılan kitap, … Ahmet Ramiz’in önsözünü saymazsak, …”
            * 1909’daki birinci baskıda önsöz bulunmuyor. Ahmed Râmiz’in önsözü ikinci baskıda (1910)..
 
113         yakarıdaki // yukarıdaki
 
115         09/T/1324 // 06/T/1324
 
117         10 Ekim // 9 Ekim

124         2 Aralık 1908 (19 T.sânî 1334) // 19 T.sânî (Kasım) 1908 (6 T.sânî 1324)

 
145         3 Nisan 1909 günü çeşitli // 3 Nisan 1909 günü için çeşitli
               
155         soncuna // sonucuna
               
155         2 Nisan 1325 (15 Nisan 1909) [Bu târih, Yazının gazeteye verildiği târih.] // 4 Nisan 1325 (17 Nisan 1909)
               
155         Ayaklanmanın üçüncü gününde [Ayaklanmanın üçüncü günü Yazının gazeteye verilmesi] // Ayaklanmanın beşinci gününde
 
160         son iki yazı // son üç yazı
 
160         17 Nisan // 18 Nisan
                 
163         “Bunları Kürdizade Ahmed Ramiz’e yayımlanmak üzere bırakır ve İstanbul’dan ayrılır. 1909 yazında İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnamesi .. adıyla yayımlanan kitabın önsözünde Ahmed Ramiz şunları yazmıştır:”
                *
1909’daki birinci baskıda önsöz bulunmuyor. Ahmed Râmiz’in önsözü ikinci baskıda (1910)..
                * İstanbul’dan ayrılışının 1910 bahârında olması dahâ akla yakın. Buna dâir ip ucu da var:
"Risâle-i Nur tercümânı ve müellif ve sâhibi bulunan zât, bin üçyüzyirmidört (1324) ve yirmibeş (25) Rumî senelerinde, İstanbul’da iştiharla, “Bedîüzzamân” nâmı ve lakabı altında matbuâtın sitâyişle neşriyâtından mütehassis olarak, o zaman onyedi yaşımda bulunduğum ve çok câhil ve çocukluk devresinde iken, bu mübârek isim kalbimde yer tutmuş. Ve bu kalbî muhabbet hürmeti için olacak ki, bin üçyüzyirmialtı (1326) senesinde Hazret-i Üstâd'ın, Bedîüzzamân Saîd-i Kürdî lakabı altında Karadeniz seyâhatinde iki hizmetkârıyla İnebolu’yu ziyâret ederek, o zaman İnebolu’nun meşhur ulemâsından Hacı Ziyâ ve diğer ulemâ arasında vapura teşyi' edildiği sırada tesâdüfen çarşıda karşılaştığım ve çok derin muhabbet hissiyle bu mübârek zâta selâm durarak mütebessim ve nûrânî sîmâlarıyla ve keskin nazarlarıyla selâmlarına ve mânevî nazarlarıyla iltifatlarına mazhar olduğum günden beri artan muhabbet ve alâkamı, otuz senelik hâtırımdan kat’iyen silinmediğini aynelyakîn görüyordum."
 
167         “Büyük olasılıkla kışı 1909 yılının son aylarında geldiği Van’da geçiren Bediüzzaman, …”
               * 1910 yılı bahârı dahâ gerçekçi.
  
173         şeyh âilelerinin durumundan // şeyh âilelerinin durumdan
 
174         Hatta açıkça ifâde edilmemekle birlikte Molla Selim’i haklı bulduğu, kendisinin yanıldığı aşamasına ulaşması ..
              * Kaynak ve yer gösterilmeli.
 
177         1911 baharında Şam’a gelmiş // 1910 sonları/1911 başlarında Şam’a gelmiş
               
177         Şam’da bu hutbenin bastırıldığı anlatılmaktadır.
              * H.Şâmiye’nin Şam'da basıldığına dâir belge bulunmamaktadır.
   
179         ipek postunun kısa saçakları ..
              * Yine baskı hatâsı olmalı.. “post” yerine “pûşî” dahâ uygun düşüyor.
 
183         Ahmed Ramiz’in Bediüzzaman’ın İstanbul’dan ayrıldığına ilişkin ibaresi 1909tarihi için geçerlidir.
               * 1909’daki birinci baskıda önsöz bulunmuyor. Ahmed Râmiz’in önsözü ikinci baskıda (1910)..
 
194         zamanla üste // zamanlar üstü
               
195         tefsire // tefsir
               
198-99   “…Ta’likat ve Kızıl İcaz adlı bu çalışmaların … 1913-1914 yıllarında yapıldığı kesindir.” 
                * Belgelendirilmesi gerekir. Verilen târihler belki te’lif için doğru olabilir. Ancak Kızıl Îcâz’ın basım târîhi 1339’dur. (Hicrî alınırsa 1921, Rûmî alınırsa 1923 olur)
 
200         gördeğe // gördüğü
               
206         1913 yılında Siirt çevresinde // 1914 yılında Bitlis çevresinde
 
219         veride // veri de
 
226         hayram // hayran
 
226         akiam // akşam
 
226         muvaffak // muvâfakat
 
227         ilgiler // bilgiler
 
227         tasfir // tasvir
 
230         Kendi anlatımlarında önce Kilogrif kasabasına getirildiği … 
              * Kendi ifâdelerinde “Kologrif”!. “Kilogrif” adında bir yer yok. Doğrusu, Abdurrahmân Nursî’nin hazırladığı “Târihçe-i Hayât” ve Osmanlıca-teksir “Bedîüzzamân’ın Târîhçe-i Hayâtından: Afyon Mahkemesi Müdâfaâtının Birinci Zeylinin Zeyli, S:49.”da var: قولوغريف Kologrif, Kologriv.
* Dr. M. Âsaf Dişçi'nin hâtırâlarında yukarıdaki tesbîti te’yid eden şöyle bir kısım var: "İşte Bedîüzzamân'ı orada gördüm. Kosturma [Kostroma] eyâletinin Kilogrif [Kologrif, Kologriv] kasabasındaydı. Dahâ sonra onu içerlere, büyük esirler kampına, Kosturma [Kostroma] içlerine sevkettiler. Birlikte altı ay kadar kalmıştık." ("Son Şâhidler-I" N. Şahiner)  
 
232           Abdurrahman Abdurrahim Zapsu
    * Abdurrahim Zapsu
    * Abdurrahim Rahmi Zapsu http://tr.wikipedia.org/wiki/Abdurrahim_Rahmi_Zapsu
 
233         (…) askerin başındaki subay:
                - Kemâl-i şetâretle müsâade ediniz. Onbeş dakîka vazîfemi îfâ edeyim diye …
                * İfâdelerde tertipsizlik var.. Şöyle olmalı:
                (…) askerin başındaki subaya kemâl-i şetâretle, "Müsâade ediniz, onbeş dakîka vazîfemi îfâ edeyim" diye …
 
233         ihtiyatsız // ihtiyarsız
 
234         bin km. // 2300 km. http://www.della-ua.com/distance/?cities=72,268
 
234         Olayın tanığının olmaması
  * Burada, “Şahidim olmadığından” ifâdesinin; “şu, şu kişileri şâhid gösteriyorum” diyebileceği kimselere ulaşmasının mümkün olamayacağı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekirdi.
 
235         anlatmamam // anlatmama
 
237         kavuşmuşla-dır. // kavuşmuşlardır.
 
238         “Nihayet haziran başında Sofya’dan aldığı avdet belgesiyle ülkeye giriş yapmıştır.”
               * Vatan’a avdet belgesinden anlaşıldığına göre, ülkeye giriş hazîrân ortalarında olmalıdır.
 
239          vaaz  // vaz‘
 
243         “… yayımlanmış ilk yazısını Kürtçe yazan, …
              * Gerçek dışı bir durum. Gazetelerde yayınlanan Molla Said imzâlı Kürdçe yazının Rûmî târîhi 22 Teşrînisânî 1324’dür. Mîlâdî karşılığı 5 Aralık 1908’dir. Bunun ilk yayınlanan yazısı olması mümkün değildir. Bundan evvel Türkçe olarak en az altı(6) yazısı bilinmektedir.
 
244         Kürt tarihinin en önemli örgütlerinden birisinde (Kürdistan Teâlî Cem‘iyyeti) kuruculuk yaparak .. 
              * Kürd târîhinin en önemli örgütlerinden birisinde (Kürdistan Teâlî Cem‘iyyeti) kuruculuk yaptığının isbâtı gerekmektedir.
Cem‘iyyetin iç tüzüğünde bulunan 33. madde dikkat çekicidir:
Madde 33 - İşbu nizamname-i dahili; cem‘iyyetin tarih-i teşekkülü olan 6 Teşrin-i sani 333 (6 Kasım 1917) tarihinden itibaren Hey’et-i İdare tarafından ittihaz edilen kaffe-i mukarrerata da şamildir. http://tr.wikisource.org/wiki/K%C3%BCrt_Teali_Cemiyeti_Nizamnamesi
* Bu târihde Bedîüzzaman henüz Rus sürgününden dönmemiştir.
  
 246/247  “HİF’in programında benimsemiş olduğu yerel yönetimler ilkesine dayanarak imzalanan bu protokolde cem‘iyyet adına imzası bulunan üç kişiden birisi de Bediüzzaman’dır.”
               * Belge resminin konulması dahâ inandırıcı olurdu.
 
251          29 Şubat 1920 târihli “Vakit”de // 22 Şubat 1920 târihli “Vakit”de
 
               “Kürdler ve İslâmiyet, Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî Efendi’nin Beyânâtı  // Kürd Efkâr-ı Umûmiyyesi ve Şerif Paşa
               * İkdâm’da çıkan yazı ile ayni, yine oradaki üç kişinin müşterek beyânâtı şeklinde.
 
251         (.. – ç.n.) // ?
 
257         10 Ağustos 1334 (1918) tarihli bu talepten iki gün sonra Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye kurulmuştur. Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye 12 Ağustos 1334 (1918) tarihinde V. Mehmet Reşat ve Şeyhülİslâm Musa Kazım Efendi’nin zamanında kurulmuştur. 
                * 12 Ağustos 1918, Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye’nin kuruluş târîhi değil açılış resminin yapıldığı târîhidir. Tahtda M. Vahîdüddin bulunmaktadır (Sultan Reşâd’ın vefâtı, 3 Temmuz 1918). Enver Paşa'nın 10 Ağustos 1334 (1918) tarihli talebi, Bedîüzzamân'ın ilmî bir rütbe ile taltîfi husûsunda..   
 
259          Bediüzzaman, Dârü’l-Hikme’ye ilk kuruluşunda üye oldu.
               * Dârü’l Hikmet’in kuruluş mevzûâtı Sultan Reşâd zamânında 1918 Şubât sonu îtibâriyle tamamlanmıştı. Bedîüzzamân’ın, Dârü’l-Hikme’ye tâyini, Sultan Vahîdüddin zamânında 26 Şevvâl 1336 (4 Ağustos 1334-1918) târîhli İrâde-i Seniyye ile gerçekleşmiştir.
   
267         kavanin, revabıt-ı kuvvetle // ?
 
267         Dârü’ül-Hikme // Dârü’l-Hikme, Dâr’ül-Hikme
 
268         karalıdır. // kararlıdır.
 
269         sareçte  // süreçte
 
277-79   “Bediüzzaman’ın Ankara’ya gelişi 1922 Kasımı’nın ikinci yarısıdır. (…)
Kasım ayının ikinci yarısında Ankara’ya gelen Bediüzzaman için 22 Kasım 1922 günü Büyük Millet Meclisinde hoş geldin töreni düzenlenmiştir.” 
              * TBMMde "Hoşgeldin Merâsimi" ile karşılanması: 9 Teşrînisânî 1338 (9 Kasım 1922)
http://www.risaletashih.com/index.php/tashih-cesitlemeleri/134-bediuzzaman-in-hayatindan-tesbitler
 
ÖNEMLİ NOT: Târih çevirmelerinde şu basit bilgilerin hatırlanması faydalı olacaktır:
 
283         erbâb-ı hâl // erbâb-ı hall
 
283         fisebilülâh // fîsebîlüllâh, fîsebîlillâh
 
283         aktardığıklarından // aktardıklarından
 
291         Mustafa Kemâl’le yaşandığı iddiâ edilen tartışma/çatışmalara da kuşkuyla yaklaşmamız sonucunu doğurmaktadır.
* Umulur ki, bu belge kuşkuları giderecektir: 
 
294         “1923 Nisan-Mayıs aylarında Ankara’dan ayrılan … 1923 Mayısı’nda Ankara’dan başlayan yolculuğun” 
               * Ankara’dan ayrılışı, 17 Nisan 1923 – 30 Nisan 1923 (en geç 1 Mayıs 1923'de ayrılmış olabilir) târihleri arasındadır.
http://www.risaletashih.com/index.php/tashih-cesitlemeleri/134-bediuzzaman-in-hayatindan-tesbitler
 
294         alam // alanı
 
303         1924 (?) // 1923 (?)
 
304         Coranavis.. Çoranavis // Çoravanis
 
310         (akt. Bayrak, 1994, 264) // (?)
 
314         vaaz // vaz‘
 
327         1924 (?) // 1923 (?)
 
 
340         Bediüzzaman’ın devlet katında girdiği ilişkiler 1894-1895 // Bediüzzaman’ın devlet katında girdiği ilişkiler 1895-1896  
 
354         Memeleket // Memleket
 
354         konusudurr. // konusudur.
 
361         Bediüzzaman’ın Barla’dan ayrıldığı tarih kesin olarak bilinmemektedir. 1934 yazı sonları ile sonbahar başlangıcı arasında Isparta’ya gelmiş gibi görünmektedir.
               * Yaz sonu / sonbahar başına kalması söz konusu olamaz. Yaz içinde olduğu kesin. Kuleönü'lü Hâfız Mustafa'nın mektûbuna göre Isparta'ya getirilişi, Mevlid Kandiline tevâfuk etmektedir (24/25 HaZîrân 1934)
N. Şahiner'e göre 24 Temmuz 1934 (BTBSN,2006, s.322), MTH'ta (1998, s.958), 1934 yılı Temmuz sonu, Ağustos başlarıdır.  
 
361         Risâlelerin hemen hepsine fikir katkısı … noktasında etkisi olan Husrev Altınbaşak (?)
 
363         olun // olsun
 
373         Güşhanevi // Gümüşhânevî
 
379         tarîkatları mahkûm etmektedir.. (?)
  Tarikat heveslisi … kişileri kötü örnekler olarak vermiş (?)
 
391         bir satın almış (?)
 
411         bir icâzetten söz edilemiyeceği
  * Gerçekçi değil.
 
412         müceddidliğine en sağlam karine olarak kabûl edilen cübbe intikali (?)
 
413         Bu ifâdeler Afgani ve diğer üstâdı kabul ettiği kişileri reddetmek, …anlamına gelmektedir. (?)
 
431         işlevselleştirilmek edilmek istenmiştir. (?)
 
443         doruluğundan // doğruluğundan
 
459         kadar geçirdiği sürede // kadar [Emirdağ’da] geçirdiği sürede
 
508         komunist-zedeka (?)
 
511         . dolayısıyla // . Dolayısıyla
 
511        siyasal körlük olduğu açıktır.(?!?)
  Tamâmen taraflı ve gerçeklere uymayan kuru bir iddia!.. Hattâ, saygısızlık!.. Aynaya bakılarak söylenmiş olmalı!..
 
543         bakanız ki, // bakınız ki,

582-636   Belgeler, üzerlerindeki târihlere göre, en eskiden günümüze doğru sıralansa dahâ iyi olurdu sanıyorum. Şöyle:

Belge T.                            Sayfa
14 Ağ.1328 / 1 Eyl. 1912      580-81
1.5.1935                           593
3.5.1935                           586-87
6.5.1935                           592
8.5.1935                           585
8.51935                            590
14.5.1935                          589
14.5.1935                          588
16.5.1935                          584
16.5.1935                          583
18.5.1935                          582
23.8.1935                          591
27.9.1943                          614
8.?Teş.1943                       612-13
1 Eyl. 1949                         597-611
1952                                 616-623
1955                                 632-36

***


B. Tunç
*********************************************