Perşembe, 22 Kasım 2012 08:09

 

 

Bedîüzzamân Muhammed Saîd Nursî Hazretleri’nin TBMM’yi ziyâret târîhini ve kendisine alkışlar eşliğinde beyân-ı hôş-âmedî yapıldığını 9 Kasım 1922 târihli TBMM Zabıt Cerîdesi’nden ve 10 Kasım 1922 târihli Hâkimiyyet-i Milliyye gazetesinden, bir de; I. ve II. Dönem Karahisâr-ı Şarkī Meb’ûsu Ali Sürûrî TÖNÜK’ün Hâtıra Defteri'nin 9 Kasım 1922 târihli sayfasından öğrenebiliyoruz.
 
Yeni Şafak Gazetesi’nin 6 Ocak 2011 târihli internet nüshasında Dr. Niyazi ÜNVER’e atfen Ali Sürûrî Beyin günlüğüden yapılan iktibasta geçen bir cümledeki “(1)” işâretli târih/ler dikkat çekici:
“(1)323'te [1918] gördüğüm Saidi Kürdî hiç değişmemiş ve ihtiyarlamamış”. (*)
Muhtemelen Ali Sürûrî Beyin günlüğünü yayına hazırlayan değerli araştırmacı Dr. Niyazi ÜNVER beyefendi dipnotla mes’eleyi açıklamıştır.. Ama maalesef ulaşamadım..
Bununla ilgili olarak önceki bir çalışmada şu notu düşmüşüm:Belgenin bu kısmını göremediğim için buradaki tutarsızlığı çözemedim.. Kitâbet hatâsı olabileceği gibi, okuma veyâ çevirme hatâsı da olabilir.” (**)
Birkaç gün evvel sevgili dostum Ö. İ. PEKTAŞ imdâda yetişti.. A. Sürûrî’nin defterinden ihtiyâcımız olan sayfaların resmini ulaştırdı.. (Kendisine hem belge, hem okuma yardımı için minnet ve şükranlar sunuyorum..)
Mezkûr defterin  9 T.sânî 1338 (9 Kasım 1922) Perşenbe günlü sayfalarında yazılanlar şöyle:
“İki gün evvel [7 Kasım 1922] Ankara’ya gelmiş olan Bedîüzzamân Saîd-i Kürdî Efendi sâmiîn locasında idi. Vilâyât-i Şarkıyye meb’uslarından ba‘zısının takrîri üzerine Meclis alkışlarla müşârü’n-ileyhe beyân-ı hôş-âmedî etti. Kendisi de locada ayağa kalkarak ta‘zîmatla ve birkaç kere selâm vermek sûretiyle teşekkürde bulundu.
Bil’âhare Riyâset Odasında görüştük.. 324’de gördüğüm Saîd-i Kürdî hiç değişmemiş ve ihtiyarlamamış!.. Fakat rûhan hasta olduğu hem meşhûd, hem mervî.. Hattâ tedkīkāt ve te’lîfât-ı İslâmiyye a‘zâlığı teklif olunmuş ise de hastalığından bahisle i‘tizar etmiş. Yine, kâ'l-evvel millî elbisesiyle geziyor.

Şer'iyye Vekâleti'ne intihâb olunan Vehbî Efendi'den münhâl Birinci Reis Vekâleti içün üçüncü def'a olarak yapılan intihâb netîcesinde grubumuzun namzedi Ali Gālib Bey kazanamadı. Hüseyin Avni Bey kazandı. [*]

Yânî, Rûmî târîhin doğrusu 1324 imiş.. Bunun Mîlâdî karşılığı 1908/1909 oluyor.. Biraz dahâ açarsak; 1324’ün 9 ay, 18 günü (293 günü) 1908’de, kalan 2 ay, 13 günü (72 günü) de 1909’da..
Demek ki, Ali Sürûrî, Bedîüzzamân’ı tâ 1908/1909’lardan tanıyormuş!..

1324'de bir kalem sürçmesi olduğu, doğrusunun 1334 olabileceği akla gelirse, o zaman A. Sürûrî Efendi'nin Bedîüzzamân'ı 1918'de görmüş olabileceği düşünülebilir..


kâ'l-evvel (ke'l-evvel): evvelki gibi

Dipnotlar:

[*]: 10 Teşrînisânî târihli Hâkimiyyet-i Milliyye Gazetesi 3. sayfasında Birinci Reis Vekilliğibaşlığı altında seçim haberini şöyle veriyor:
alt

Erzurum meb‘ûsu Hüseyin Avni Bey (106) re’y ile Birinci Reis Vekili intihâb olunmuştur.

Dün, Büyük Millet Meclisi’nin Birinci Celsesinde; Birinci Reis Vekâleti iüçün üçüncü def‘a olarak intihâb icrâ edilmiş ve İkinci Celsede, intihâb ârâsına yüzdoksandokuz zâtın iştirâk eylediği ve yedi müstenkife karşı yüzaltı re’y ile, Erzurum meb‘ûsu Hüseyin Avni Beyin ihrâz-ı ekseriyet ettiği şiddetli alkışlar arasıda makām-ı riyâsetten tebliğ olunmuş ve bunun üzerine söz alan Hüseyin Avni Bey beyânât-ı âtiyyede bulunmuştur:
- Muhterem arkadaşlar!. Gösterdiğiniz i‘timâd ve teveccühünüzden dolayı teşekkürler ederim. Biz nâmûs-i millîyi kutarmayı bir borç bilerek çalıştığımızdan ve millete verdiğimiz söz etrâfında yekpâre olarak toplandığımızdan dolayı Allah bizi muvaffak ediyor. İnşâallah bundan sonra da memleketin ilm ü irfânına hizmet edeceğiz. Cenâb-ı Hak bizi ve bizden sonra gelecekleri dâimâ mesâîsinde muvaffak buyursun.
Arkadaşlar!. Biz ayni kanâat, ayni fikirle bu da‘vâ-yı millîyi der‘uhde ederek mesâîmize devâm ediyor ve netîceye doğru gidiyoruz. Bu gāyeye vâsıl olmak içün biz, ba‘zı rüfakā ile gruplar teşkil ederek çalışmaktayız. İşte benim Riyâset Vekâletine intihâbım dolayısıyle bugünkü vaz‘iyyetim, beni mensub olduğum gruptan istifâya mecbur etmiştir (Brâvô!.. sadâları). Cenâb-ı Hak’dan yalnız bir şey isterim: O da milletin mukadderâtı hakkında son sözü söylerken, Allah beni îmandan ve doğruluktan ayırmasın. Cenâb-ı Hak, mülk ve milletimizi arzû-yi umûmî dâiresinde mes ‘ûd ve bahtiyâr kılsın.
İzmit meb‘ûsu Sırrı Beyin, “Gruptan isti‘fânız emsâline gayret olmak içün midir?” suâline karşı da Hüseyin Avni Bey, “Hâyır, kimseye bir şey diyemem. Kendi kanâatimdir.” cevâbını vermiştir.

Bilâl Tunç
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız