Salı, 05 Kasım 2013 11:19

 
 
 
“Mâdem iki def’a tab‘ edilmiş kimse i‘tiraz etmemiş ayn-i haqîkat bir risâlecikdir; has dostların tensîbiyle fakat, sıhhatine tam dikkat etmek şartıyle neşredebilirsiniz.” (Bedîüzzaman) 

“.. Mu‘cizât-ı Ahmediyye’nin(a.s.m) âhirinde demiş: ‘Hadîslerin ve râvîlerin beyânında hatâm varsa tashîhini ricâ ediyorum’ diye i‘lân etdiğim hâlde, müstensihlerin sehivleri müstesnâ olarak şimdiye kadar yalnız (‘16’ – ‘61’) bu iki rakamda elif sehven takdîm edilüb, (onaltı) (altmışbir)e çevrildiğini bir Amerikalı misyoner İncîl-i Yuhanna’da göstermiş.[*]
(………) Elbette ba‘zı sehivler bulunabilir. Ve hiçbir cihetle kusur sayılmaz. Hem müstensihlerin çoğu Arabî okumadıklarından onların dahî sehivleri bulunur ve müellifine isnâd edilir. Çünki, bütün nüshaları o görmüyor. Ve bütününü kendisi tashîh etmek kàbil değildir. Mâdem şimdi Ehl-i İlm ve Hocalar, Dâireye giriyorlar, bu, büyük hayırlı tashîhe yardım etmek onlara borçdur.
(Bedîüzzaman) 

Amerikalı misyoner kadar olabiliyor muyuz, takdirlerinize sunuyorum?..
 
Münâzarât’da da, Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. … demiş, Üstâd.. 
 
Üstâd, demiş demesine de dinleyen olmuş mu? Ne gezer!.. Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler!”. Yâ da, “Kellim kellim lâ yenfâ!”.    
 
Şöhret acâip bir şey!.. Sâhipleri; dokunulmaz oluyorlar.. Mübârek oluyorlar.. Sözleri, mihenge vurulmadan delil kabûl ediliyor!.. Avâm kısmı ağzıyle kuş tutsa, at çöpe!.. Yarım asır önceki yanlışlar hâlen devâm ediyormuş, ne gam!..
 
Yeni hattâ yepyeni bir örnek olduğu için, 20 Ekim 2013 târihli Zaman’da yayınlanan M. Armağan’ın yazısına bir bakalım..
 
Yazının başlığı; “Cehennemi göğsünde söndüren adam: Bediüzzaman”
 
Bu değerli çalışmadan bir paragraf:
 

“Demek ki, Bediüzzaman’ın hayatı hâlâ tespit edilmeyi bekleyen nice enstantaneyle dolu. Nitekim kendisiyle telefonla görüştüğüm Necmeddin Şahiner Beyefendi “Tarihçe”de geçen “KİROĞLİF” adlı köyün Moskova civarında bulunduğunu ve Bediüzzaman’ın esaretten kaçarken burada bir müddet kaldığını söyleyerek yeni bir malumatı hafızamın ebru teknesine damlatmış oldu.”  

N. Şahiner’in, M. Armağan’ın hâfızasının ebrû teknesine damlattığı yeni mâlûmâta da bir göz atalım..

“… Tarihçe'de geçen “KİROĞLİF” adlı köyün Moskova civarında bulunduğunu ve Bediüzzaman’ın esaretten kaçarken burada bir müddet kaldığı…” cümlesini - bizim hâfızamızın ebrû teknesi yok ki, damlayan birşey olsun!.. - mihenge vuracağız mecbûren.
 
Târihçe’de, “KİROĞLİF” adlı bir köy ben bulamadım!.. Mürettib hatâsı olabilir mi?.. "KİLOĞRİF" var.. Onun da "köy" olduğuna dâir bir bilgi yok!.. Sâhî, N. Şahiner, M. Armağan’ın hâfızasının ebrû teknesine damlattığı yeni mâlûmâtı nereden bulmuş ki?...
 
İsterseniz biraz gerilere, 1919’lara gidelim..

alt

"Bil-âhire Van, Culfa, Tiflis, KOLOGRİF, Kostroma'ya sevk ederler" (Bedîüzzamân’ın Târihçe-i Hayâtı, A. Nursî, 1335, s.38, 6. ve 7. satırlar).  
 
Osmanlıca teksir, “Bedîüzzamân’ın Târîhçe-i Hayâtından: Afyon Mahkemesi Müdâfaâtının Birinci Zeylinin Zeyli, S:49.”da da قولوغريف  KOLOGRİF.. 
 
Anlaşılan o ki;KOLOGRİF, 1958’de basılan B. T. Hayât’a kadar kendini koruyabilmiş.. İlk baskıya “KILOĞRİF” olarak girmiş (A. Badıllı ve A. Akgündüz bu yazılışı kullanmışlar). 1960 baskısında, “KİLOĞRİF” olmuş (N. Şahiner, bâzan "KLOĞRİF" bâzan KİLOĞRİF" olarak kullanmış). Nihâyet, döne dolaşa M. Armağan’da “KİROĞLİF”e dönüşmüş!..
 
1900’lerin başlarında KOLOGRİF adı ileriki yıllarda değişmiş olabilir diye akla gelebiliyor.. Ama öyle bir şey yok!.. Coğrafya atlaslarında isim, hâlâ KOLOGRİF/KOLOGRİV”..
 
"İşte Bediüzzaman'ı orada gördüm. Kosturma [Kostroma] eyaletinin KİLOĞRİF [KOLOGRİF] kasabasındaydı. Daha sonra Onu içerlere, büyük esirler kampına, Kosturma [Kostroma] içlerine sevkettiler. Birlikte altı ay kadar kalmıştık. …” diyor M. Âsaf Dişçi. ("Son Şâhidler-I", N. Şahiner) 
 
Tesbitlerimizi toplayacak olursak, KOLOGRİFBedîüzzamân'ın esâretten kaçarken bir müddet kaldığı, Moskava civârında bir köy değil, Volga’nın büyük bir kolu olan Unzha (Unja) Nehri kıyısında, Kostroma'daki büyük esirler kampından evvel 6 ay kadar tutulduğu, Kostroma eyâletine bağlı (Kostroma merkeze 337 km.), Moskova'ya 675 km. mesâfede bir kasaba.!.. 
 
Burası, tam da, Üstâd'ın, "Ben Rusya’da esârette iken böyle bir yerde bulundum. Bize yakın, bir hafta güneş gurûb etmeyen bir yer vardı; ..." dediği yer olmalı..
 
Yânî belgelere göre; o yerin adı, "KOLOGRİF"!
 

İyi de n'olacak şimdi?.. N. Şahiner ve M. Armağan üstadlar yeni mâlûmâtlarını gösterilen belgelere göre tashih edecekler mi, yoksa tam gaz devâm mı edecekler?..  

Tesbitlerimiz, Risâle-i Nûr müdebbirlerine, Bedîüzzamân müverrihlerine ulaşır mı?.. Doğrusu, eskilerden pek ümidli değilim!..

Bizim neslin ezberi pek kuvvetlidir.. Kolay kolay bozulmaz...  

[*]: Yuhanna İncili’nde, Mu’cizât-ı Ahmediyye’deki mevzû’ ile ilgili” 61 numaralı bir âyet bulunmuyor.. Bu, olsa olsa; ۱٦(16’)nın sehven ۱۲(12)’ye çevrilmesi olabilir. Kanâatimce; Risâlelerin te’lîfi esnâsında zaman darlığından sayılar kâtiplerce yazı ile değil de rakamla yazılmış. Tesvid / tebyiz / istinsah safhalarının birinde bir dil veyâ kalem sürçmesi sonucu rakamlarda bir sehiv olmuş. Geri kontrol yapılmadığı için hatâ yazıya da geçmiş. Ma’lûm olduğu üzere, Arabça sayılarda ۲(2) ile ۳(3); ۲(2 )ile ٦(6); ve ٧(7) ile ٨(8) rakamları arasında sık sık böyle iltibaslar olabiliyor. (B.T.)
  
 

B. Tunç